Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 53 defa okundu.

Hepimiz Antakya'daki O Ağacız... Çınar Altı'nın Antakya'sıyız...

Ben gibi, Antakya'da büyümüş herkes, hatta bu kadim kentin nefesini içine çekmiş her yabancı bilir, Uzun Çarşı içindeki Ahmediye Cami avlusundaki Çınar Altı denen yeri. 

Kentin tescilli tatlısı olan künefeyi közde pişiren tek yerdi. Geleneksel Uzun Çarşı içinde yol alanların mola verdikleri, dinlendikleri, çaylarını / kahvelerini yudumladıkları özel bir yerdi. Kaç yüz yıllık olduğunu kimsenin tahmin edemediği devasa bir çınarın gölgesi altında, düşlenen bir Antakya'ydı.

6 Şubat 2023 depremlerine kadar koruma altında olan, hatta ANIT AĞAÇ olarak da değer gören bu koca çınarın, depremden hemen sonra kesim emrini verenler kimlerdi?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mı, Hatay Büyükşehir Belediyesi mi, yoksa Hatay Valiliği mi? Ortak bir karar mıydı? Peki, depreme kadar hiç bir sorunu olmayan bu ağaç, hangi ara KESİLMELİ noktasına geldi, biri anlatsa ya...

Ona dair çok haber yapan biri olarak, merak ediyorum!

Bu kentin hafızasına tanıklık etmiş, dallarının gölgesi altında sayısız insanı konuk etmiş bu koca çınarı bu kentin kalbinden bir anda sökenler noktasında çok merak ediyorum!

Halk arasında ANIT AĞAÇ olarak bilinen ve deprem zamanına kadar, resmi kurumsal anlamda koruma altında tutulan bir ağacı deprem sonrası kesenler adına niye tek bir açıklama okuyamadık? Kesimi sonrası her hangi bir resmi kurumsal onay ya da bilimsel rapor (hastalık tespiti, tehlike analizi) neden yayınlanmadı, ki biz de anlasaydık, bu kadar sormasaydık?

Konu, "zaten anıt ağaç da değildi" kısmı mı?

Yoksa, iddia edildiği gibi, yeniden imara kurban mı oldu?

Geçmişte buna dair bir haberimin ardından bana yazan biri, "bir ağaç için ne kastın sen de" demişti!

Bir ağaç için...

Haklı, ben, bir ağaç için çok kastım kendimi, çok da yazdım hatta, ama bugünün Türkiye'sinde artık yüzlerce, binlerce, on binlerce ağacı farklı nedenlerle kaybediyoruz ve dibine kadar da kasılmamız gerekiyor aslında! Çünkü maden alanlarına kurban veriyoruz onları! Taş ocaklarının yarattığı tahribata kurban veriyoruz! 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, özellikle de Hatay'da, inşaat alanlarına kurban verdik, veriyoruz, ama çok da direndik, direniyoruz!

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de (Akbelen Ormanı çevresi) yıllardır süren köylü direnişinde öne çıkan genç aktivist Esra Işık'ın hikayesi farklı mı? Bölgedeki bir linyit kömür madeni için “acele kamulaştırma” kararıyla maden şirketine devredilmek istenen arazileri için BU TOPRAKLAR BİZİM HAYATIMIZ demeleri, toprağına ve ağacına sahip çıkma telaşı farklı mı? O toprakların ve ağaçların o insanlara fısıldadıkları bizimkilerden farklı mı?

Demem o ki, bizler, her biri için çok kasıyoruz kendimizi, bunu bilin! 

Çünkü bizlere kendimizi anlatıyor her biri. 

Hayata tutunmak için toprağa tüm güçleriyle sarılmalarıyla, bize "VAZGEÇMEYİN" deyişleri adına... Tutundukları toprakta yükselmek için, yaşadıkları tüm fırtınalara karşı büyümeleriyle, bize "YOLUNUZDAN DÖNMEYİN" deyişleri adına... Dallarındaki çiçekleri, meyveleri ve yapraklarıyla, bize "HAYATA SARILIN" deyişleri adına... Kışın dökseler de yapraklarını, kaybetseler de meyvelerini,  birileri kırsa da dallarını, yeniden ve yeniden yeşermeleriyle, bize "KÜLLERİNİZDEN DOĞUN" deyişleri adına... 

O yüzden,

...o ÇINAR, sadece bir ağaç değildi, Antakya için! Dündü, biriken hafızaydı, anılardı, dallarının yaprakları arasından fısıldanan kent hikayeleriydi, yaşlanan hayatlarımızdan çocuklarımıza kalması gerekendi!

KESTİK hikayesini bugün hala kurcalamamız bundan!

ANIT AĞAÇ ya da değil, sorgulamamız bundan!

Deprem öncesinin sorunsuzunu HASTALIKLI ilan etmenizi anlamıyor oluşumuz bundan!

Anlıyor musunuz!?