Hatay’da Bayram Hâlâ Eskisi Gibi Değil!
Bayram geldi…
Ama Hatay’da bayram hâlâ eskisi gibi gelmiyor.
Takvimler değişiyor, yıllar geçiyor… Üzerinden üç buçuk yıl geçti.
Ama acı dediğimiz şey, zamanla azalan değil; Hatay’da sanki her sabah yeniden uyanan bir duygu. İnsanların içindeki o ilk günkü sızı hâlâ taze, hâlâ diri.
Evet, şehirde binalar yükseliyor. Vinçler çalışıyor, yeni yapılar gökyüzüne uzanıyor.
Ama bir şehir sadece betonla ayağa kalkmıyor.
Yaşam dediğimiz şey; elektrik kesilmediğinde, su kesilmediğinde, hastaneye ulaşabildiğinde, çamura bata çıka değil de rahatça yürüyebildiğinde başlıyor.
Bugün hâlâ Hatay’da yağmur yağınca çamurdan geçilmiyor. Güneş açınca bu kez toz toprağın içinde kalıyoruz.
Hijyen hâlâ bir sorun, sağlık sistemi hâlâ yetersiz. İnsanlar sadece ev değil, yaşam kalitesi de bekliyor. Çünkü şehir dediğimiz şey, sadece duvarlardan ibaret değil; içinde nefes alınabilen bir hayat olmalı.
Belediyelerin çalışmaları var, inkâr edilemez. Yapılan her çivi, atılan her adım kıymetli. Ama yeterli mi? Değil.
Çünkü Hatay’ın yükü ağır, yarası derin. Rutin hizmetlerin bile “büyük iş” gibi sunulduğu bir noktadaysak, burada hâlâ eksik kalan çok şey var demektir.
Ve bayram…
Bir zamanlar Hatay’da bayram demek; sokakların şenlenmesi demekti. Kapıların ardına kadar açık olduğu, misafirlerin eksik olmadığı, çocukların şeker ve harçlık için kapı kapı dolaştığı günlerdi.
O günlerde güven vardı, neşe vardı, hayatın kendisi vardı.
Şimdi ise o sokaklar daha sessiz. O kapılar daha temkinli. O çocuklar daha az gülüyor.
Hatay çok şey kaybetti.
Sadece binalar değil… Alışkanlıklar, güven duygusu, neşe…
Belki de en çok da “eski bayramlar” kayboldu.
Yine de…
Tüm yorgunluğuna rağmen ayakta kalmaya çalışan bir şehir var burada.
Her şeye rağmen bayram sabahına uyanan, içindeki acıyla birlikte yaşamaya devam eden insanlar var.
Belki eskisi gibi değil ama hâlâ umut etmeye çalışan bir Hatay var.
Bu bayramda belki sokaklar eskisi gibi cıvıl cıvıl değil.
Ama bir dilek hâlâ aynı:
Hatay’ın yeniden gerçekten bayram yaşayabildiği günlere kavuşması…
Çünkü bu şehir, sadece ayakta kalmayı değil, yeniden sevinmeyi de hak ediyor.