1 Bakan, 2 Milletvekili... Artık Bir şeyler Söyleyin!
"6 Şubat 2023'ten sonra hayatı değişmeyen kaldı mı, Hatay'da? Özellikle de Antakya ve Defne'de! Ben de onlardan biriyim. Önce yaşadığıma şükrettim, hatta nasıl oldu da yıkılan o binadan sağ çıktım diye şaşırdım. Mutluydum, yaşıyordum! 3 sene geçti, o enkazın altından çıkalı ama, o mutluluk kalmadı! Korku var yerinde, yarınsızlık var, parasızlık var, çaresizlik var, bitmeyen sorunlar var. Yeni bir evim olacak yakında, taşınmam gerekecek. Düşünüyorum, 'nasıl olacak' diye! Konteynerdeki eşyalarım birbirinden eski, zaten bir kaç parça. Onları mı taşıyacağım evime? Bunu sorarken, o eşyaları evime taşıtırken ödeyeceğim parayı bile hesap ediyorum, biliyor musunuz!? Hesap ederken de, o hesabın altında kalıyorum her defasında. Siz, çok yazıyorsunuz, o yüzden ben de yazmak istedim! Hatay’da yaptıkları basın toplantısında, 'tüm depremzedelere eşya vereceğiz' diye söz veren Bakan ve Hatay'ın Milletvekillerini unutmadım. Üç yıldır konteynerde, yazın kavurucu sıcağında, kışın donarak yaşıyorum. Çocuklarım, eşim, yarını belirsiz bir zamanın içindeyiz sanki. Şimdilerde, 'deprem konutlarınız hazır, çıkın' diyorlar ya… Bunu, o kadar kolay diyorlar ki! Anahtarı elimde olan evimin içine koyacak eşyam yok, bunu biliyorlar mı? Ne buzdolabı, ne yatak, ne ocak… Emekli maaşım faturalara yetmiyor, eşya alacak param hiç yok. Bankaya borçlanacağız mecburen! Bu mudur, bizden istenen? Peki, o söz! O söze ne oldu?"
Ben de bu konuda defalarca yazdım, yazarken de, o SÖZ'ün sahibi; dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya da, Hatay'ın Milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Adem Yeşildal'a çok sordum, Hatay'da, depremin hemen ardından buna dair yaptıkları açıklamanın sahipleri olarak...
EŞYA SÖZÜ ne oldu, diye!
O verilen SÖZ niye hatırlanmadı, diye!
O, herkesin gözü önünde paylaşılan SÖZ'ü rafa kaldıran nedenler ne, diye!
Aradan geçen 3 sene boyunca, Hatay ve diğer deprem kentlerinde zor şartlar altında barınmak zorunda kalan insanlara neden bu konuda tek bir açıklama yapılmadı, diye!
Verilen SÖZ'ü tutamama nedenlerini kamuoyuyla ne sebeple paylaşamadılar, diye!
Ankara'da yaşayan, Hatay / Antakyalı bir gazeteci olarak değil sadece, ama bir depremzede olarak soruyorum ben de, 'NİYE' diye! Keşke bu soruyu ısrarla sormam neden olan maddi yetersizlikleri diğer herkes gibi yaşamıyor olsaydım, ama yaşıyorum, yaşıyoruz... Keşke, bugün binlerce konteyner evde barınan on binler bu denli maddi sıkıntı yaşamıyor olsaydı da, o SÖZ, rüzgara bu denli kolayca savrulup kaybolsaydı, unutulup gitseydi! Keşke... Yok, gerçeğimiz bu değil, Sayın Bakan ve Sayın iki Hatay Milletvekili! Gerçeğimiz, elde avuçta her şeyini kaybetmiş on binler noktasında. Gerçeğimiz, 'bizlere verilen evlerin içini hangi parayla dolduracağız' sorularının kalabalığında! Gerçeğimiz, evini / işini / hayata dair tüm garantilerini kaybetmişlerin yalnızlığında!
Sözün özü,
...paramız yok!
Sözün özü,
...o SÖZ'ün açlığını bastıramıyoruz!
Sözün özü,
...3 sene önce bize verilen umudu istiyoruz!
Sözün özü,
...bize o gün uzatılan eli tutmak istiyoruz!
Sözün özü,
...BİZE BİR AÇIKLAMA YAPIN en azından! 'OLMUYOR, ÇÜNKÜ deyin! YAPAMADIK, BU NEDENLE diye de! 'BİZ AÇIKLADIK, AMA HÜKÜMETİ BAĞLAMIYOR' diye hatta!
Sözün özü,
...istiyoruz, ya o SÖZ'ünü verdiğiniz eşyaları ve o eşyaların omuzlayacağı yeni hayatlarımızı ya da SÖZ verdiğiniz o eşyaları VEREMEME halinizin ÖZÜR de içeren açıklamasını!
Çünkü biz, bize uzatılan o eli tutmak ve ayağa kalkmak istiyoruz.