Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 46 defa okundu.

Abdullah Öcalan'ın Evi... Terör Müzesi Mi, Barış Müzesi Mi?

Şanlıurfa ilinin Halfeti ilçesine bağlı Ömerli (Amara) Köyü'ndeki bir evi konuşuyoruz şimdi de! PKK lideri Abdullah Öcalan'ın doğup büyüdüğü evin, 'SİLAHLAR SUSSUN' süreciyle de bağlantılı olarak, MÜZE yapılıp yapılmamasını... 

Konuyu, "bu ev bir BARIŞ MÜZESİ" olsun kısmından tutup çekiştirenler de var, "TERÖR MÜZESİ

olsun" diyenler de ama... Düşündüğünüzde, burası, PKK liderinin, örgütün saldırılarını koordine edip yönettiği bir ev değil! Burası, bir anneye, babaya ve çocuklara çatı olmuş bir yerse eğer, konuyu salt ÖCALAN noktasında almak da bu evin aile kutsallığını gölgelemek de yanlış, ama bu ev üzerinden bir terör örgütü liderini kahramanlaştırma ve yüceltme çabası içine girmek de!

Durum eleştirisi yapanlar, gariptir, milliyetçi kesimin siyasetçileri...

Garip diyorum, çünkü  1999'dan beri İmralı Cezaevi'nde bulunan Öcalan'la beraber sırtlanan süreci bu noktaya getirenler de aynı milliyetçi kesimin siyasetçileri.

Sizi bilmem ama, ben, "EV MÜZE OLSUN MU OLMASIN MI" noktasında durup kavga edenleri gülümseyerek izliyorum. Açıkçası, bir evin müze yapılma sebeplerinde durmak ve konuşmak tamam da, bugüne kadar Öcalan için "SAYIN" diyenler, "KURUCU ÖNDER" ifadesiyle etiketleyenler, "MİLLETVEKİLİ OLMALI" kısmında durup da çıta yükseltenler, hatta "DEM'İN BAŞINA GEÇMELİ / TBMM'DE KONUŞMALI" diye ekleyenler de oldu ama, bir ev için bu denli ayağa kalkanlar o zamanlar neredeydi, kendi adıma merak ediyorum doğrusu.

Ben, ne mi düşünüyorum?

Çok net bir şekilde, bu ev üzerinden, 'SİLAHLAR SUSSUN' süreci de es geçilmeden, Öcalan adına yeni bir kimlik yaratma ve hatta o kimliğe yepyeni bir hikaye yazma çabası var!

Yıllarca topluma 'BEBEK KATİLİ' etiketiyle sunulan, hatta seçim meydanlarında idam ipi eldeyken on binlere ŞEHİTLER noktasında sloganlar attırılan biri için yazılmak istenen bu hikaye, sahi nasıl bir hikaye olur, düşünelim mi?

Eldekini iyi okuyan biri olarak, bu, sadece bir ev değil, ama yeni bir anlatının da temeli. Hatta, Öcalan’ın, “terörist başı” kimliğinden çıkartılıp; “tarihi figür”, “halk önderi”, hatta “barış elçisi” kimliğine evrilmeye çalışılması... Konu, sadece bir MÜZE fikri de değil aslında, Şanlıurfa ilinin Halfeti ilçesine bağlı Ömerli (Amara) köyündeki bu evi, PKK’nın kuruluş mitolojisine nefes de verecek fiziki bir tapınak haline getirmek belki de... Daha da ötesi, ki her ev kendi ruhunda kutsaldır bence, ama o kutsallığı bir kenara itip, o evi “kültürel miras” diye pazarlamak ve yeni bir PKK dili yaratmak...

Abarttım mı?

Bir tarafı, kalabalık ve güçlü bir Kürt aşiretine dayanan biri olarak, yok, abartmadım!

Açıkçası, PKK, bitebilir, ki Öcalan da bu BİTİŞ hikayesini onaylar konumunda ama, biten şeyin bir başka şeyin başlangıcına kaynaklık etmesini de izliyoruz hep beraber ve o doğan şey, ÖCALANİZM!

Korkarım ki, bu ülkenin Kürt gençliğine şu denecek bir gün:

ELDEKİ KAZANIMLAR, YOLUMUZUN DOĞRULUĞUNU KANITLADI!

Yolumuzun doğruluğu... On yıllar süren bir şiddet, kanlı saldırılar, katliamlar, köy baskınları, şehit edilen polisler ve askerler, hedef olan siviller, intihar saldırıları ve çok daha fazlası!

O yüzden de bugün asıl konu o EV de değil, olası bir MÜZE hikayesi de değil, ama o EV ve MÜZE tartışmasına bizleri sürükleyenlerin çok fazla konuşulmayan yol haritası!

Kimler mi onlar?