Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 373 defa okundu.

Antakya'yı Düşünüyorum... Yorgunum, O Da çok Yorgun!

Hepimizin bir DÜN hikayesi var, o dünden sarkan hatıralarımız var, ara ara daldıklarımız var, solmuş yüzlerin arasında gezinen hallerimiz var, elde tuttuğumuz fotoğrafların kalabalığında kalmış yalnızlığımız var, geride bırakmak zorunda kaldıklarımıza uzanan ellerimiz var, 'bir zamanlar' diye başlayan hikayelerimiz var, yarım kalmış 'an'larımız var...

Bu, en çok da 6 Şubat'ın biz insanlarında var...

6 Şubat'ın enkazında terk etmek zorunda kalan bizlerde var...

Çok şey var...

O kadar çok şey var ki, unutmak istemediğimiz... 

O kadar büyük bir yük ki, tüm o taşıdıklarımız... 

Kaç gün oldu ?

Kaç hafta oldu ?

Peki kaç ay oldu ?

Seneler oldu...

İyi miyiz ?

İyileştik mi ?

Unutabildik mi ?

Travmalarımız bitti mi ?

Bir tanesi demiş ki; 

"6 Şubat'ın 04.17'sini ben her gün 04.17'de yaşıyorum ! Evimdeki çatırdamaları, çığlıkları, hayatın bittiğini sandığımız o saniyeleri, çocuklarımın 'anne' diye bağırışlarını, eşimin çocukların odasına koşuşunu, kendimi, çaresizliğimi... 

Eşimi de iki çocuğumu da kaybettim ! Bana, 'şükür ki yaşıyorsun' diyor bazıları... 'Şükür' !!! Bana baktıklarında 'yaşayan bir insan' görüyor olmalılar... Damarında kan akan, kalbi atan bir insan... Bilmiyorlar ki, ruhum, eşimle ve çocuklarımla beraber hala o enkazın altında... Bilmiyorlar ki, her gün kendime aynada bakarken gördüğüm tek şey, 'bir uzun gün daha' ... Bana, 'iyi misin' diye sormasınlar, bunu bana sorarken düşünsünler... O 'iyi' için ben artık yokum ! Hayat mı ? Devam ediyormuş... Şehir, ayağa kalkıyormuş ! Normalleşiyormuşuz hatta ! Öyle diyorlar... Sevdiklerim yok, evim yok, mahallem, sokaklarım, şehrim yok... Her gün selamlaştığım komşularım yok... Sevdiklerinin cesedine dahi ulaşamamışların ağıdı var hala... Tüm birikimini kaybetmişlerin yarına dair korkuları var... Yeniden inşa edilen kentimin kenarında, kıyısında, 20 metrekarelik demir evlerinde bir kaç eşyayla yeni evlerinin hayalini kuranların boş cepleri var...

Yok, mutlu değilim ! Kimse mutlu değil ! Ankara'dan gelenleri alkışlarla karşılayanların, 'sayenizde' diyenlerin, teşekkür etmek için sıraya girenlerin, ceketlerini ilikleyip saygıda kusur etmeyenlerin mutlu mesut gülümsemelerini izlerken, 'bir garip ben miyim' diye sormuyor değilim... Ben, hala o enkazların altından çıkarılmayı bekliyorum... "

Ara ara bana gelen mesajlarınız var, bunun gibi...

O dün denende ben de çok kalıyorum, itiraf edeyim...

Kadim Antakya'nın her erken sabahında, Antakya'nın tam da kalbinde, Ulu Cami'nin hemen yanı başındaki meydana bakan Petek Pastanesi'nin dışarıda kurulu masalarında kahvemi yudumlayıp, buharı üstünde sıcacık kruvasanlarımı yerken hayal ediyorum kendimi hala... Hatta o sabahlar selamlaştığım, masama buyur edip sohbet ettiğim dostlarımda mola alıyorum çokça... Bana yazanların 'ah o günler' dediği zamanlarımı özlüyorum... Güne başlayan insanların telaşını izlerken, hak ettiği gibi yönetilemeyen bu binlerce yıllık mirası soluyorum... 

Yok, unutmuyorum... 

6 Şubat'ta kaybettiğim sevdiklerimi de, ardından gelen zamanda yaşanan kayıpları da...

Hala öfkeliyim...

Depremin o ilk gününden itibaren çekmeyen internetimizin bizi düşürdüğü o berbat zamanların orta yerinde duran bir Bakan'ın, depremin enkazı içinden çıkmaya çalışan yüz binlere rağmen, interneti bile isteye kestiklerini söylediğini hatırlarken, çok öfkeliyim... Bunu diyenin, bunu yaptıkları için 'özür' bile dilememesine çok öfkeliyim... Bize 5G teknolojisinin reklamını yapan GSM operatörlerinin o deprem enkazı altında kalan iletişimsizlikleri için çok öfkeliyim... Bunu bize bile isteye yaşatmasalar da, 'biz de çaresiz kaldık' bile diyemeyen, o gelmeyen kurumsal 'özür'leri için çok öfkeliyim...

Bitmedi !

6 Şubat'ın adalet mekanizmasını işlevsiz bırakacağı için protesto edilen yeni yargı paketinin birilerini temizleme ihtimaline çok öfkeliyim...

En çok da;

Depremin o en ağır zamanında, yönettiği şehri, insanlarını, enkazın altından hala çıkamamışları, on binlerce yalnız kalmış yaşamı, kadınları, erkekleri, çocukları hiç düşünmeden gerisinde bırakıp Ankara yoluna düşen siyaset sevdalısı kent yöneticilerine çok öfkeliyim... O yöneticilere siyaset yolunu, hem de böylesi bir zamanda açanlara çok öfkeliyim... 

Gözlerimi her kapattığımda biriken 'keşke'lerden beni yorgun düşüren herkese, her şeye çok öfkeliyim...