13 Şubat Dünya Radyo Günü: Mikrofondan Gönüllere
Bugün 13 Şubat Dünya Radyo Günü…
Kimi için bir nostalji, kimi için fonda çalan bir ses; benim için ise bir ömürlük sevda.
Türkiye’de özel radyoların yayına başladığı 1993 yılı, hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. O yıllarda 98.5 frekansında yayın yapan Melodi FM’de mikrofonla tanıştım; stüdyonun loş ışığında, “yayındayız” anonsuyla başlayan heyecanı iliklerime kadar hissettim. Sunucu ve DJ olarak çıktığım bu yolculuk, sadece bir meslek değil; aynı zamanda bir gönül işi, bir hayat disipliniydi.
Yıllar içinde nice programlar yaptım, nice dostluklar biriktirdim. Sesimizin ulaştığı her evde bir çay demlendi belki, bir yol kısaldı, bir yalnızlık paylaşıldı. Radyonun büyüsü tam da burada saklıydı: Görmeden hissetmek, dokunmadan ulaşmak…
Bu anlamlı günde, beni mikrofonla tanıştıran, yayıncılığın inceliklerini sabırla öğreten kıymetli hocam merhum Mehmet Yurdal’ı rahmet ve minnetle anıyorum. Onun emeği, disiplini ve meslek aşkı bugün hâlâ kulaklarımda çınlayan en güçlü frekanstır. Öğrencisi olmaktan her zaman onur duydum.
Görev yaptığım yıllar boyunca birlikte yayın yapma şansı bulduğum kıymetli dostlarıma sevgi, saygı ve hürmetlerimi gönderiyorum. Stüdyoda paylaşılan bir bakış, anlık bir tebessüm ya da şarkı arasında edilen iki cümlelik sohbetler… Hepsi hafızamda ayrı bir hatıra.
Bir dönem Kiğı’da, Radyo Sancak çatısı altında mesleğimi icra ederken şunu bir kez daha anladım: Radyo, bulunduğu coğrafyanın sesidir. Yerel radyolar, şehirlerin hafızasıdır. Bir memleketin türküsünü, derdini, sevincini en yalın hâliyle mikrofon taşır.
Bugün hâlâ radyolarda görevlerine devam eden tüm meslektaşlarıma başarılar diliyorum. Sesiniz gür, frekansınız net, dinleyiciniz bol olsun. Çünkü radyo, çağ değişse de ruhunu kaybetmeyen nadir mecralardan biridir.
13 Şubat Dünya Radyo Günümüz kutlu olsun.
Mikrofon başındaki tüm emektarlara selam olsun.