Kılıçdaroğlu Ve Erdoğan! Bu Defa Ki Senaryo Ne?
CHP Genel Başkanlığı'nı 8 Kasım 2023 tarihinde bırakan Kemal Kılıçdaroğlu'nun son grup toplantısındaki veda konuşmasını hatırlıyor muyuz? 7 Mart 2023 tarihindeki hani! O gün, Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adayı olduğu için kürsüye “veda ediyorum” diyerek çıkmış, duygusal bir konuşma yapmış, salonda, Özgür Özel de dahil birçok kişi ağlamıştı.
Bu kadar duygusal, samimi bir veda ve sevgi gösterisi ile final yapanlar, arada neler yaşamış olmalı ki, parti içindeki güç mücadelesi "HAİN KEMAL" sloganları atan bazı kesimlerin omuzlarında yükselir oldu?
Mutlak Butlan yoluna girenler istediklerini ne kadar aldı, bilmiyorum ama, ben hala, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde “Halkla Bayramlaşma” programında yaptığı konuşmasındayım. 30 Mayıs 2026'da, Kurban Bayramı’nın 4. günü o meydana toplanan partili kalabalığa ne diyeceğinin merakı içinde olanlardandım açıkçası. 934 gün sonra, CHP'de bir kez daha lider koltuğunda oturan bir isim olarak ne diyeceğini, nefesimi tutmuş, bekliyordum.
Onca CHP Belediyesine yapılan polis operasyonlarının ardından...
Gözaltına alınan, tutuklanan, yerine kayyum atanan belediye başkanlarının ardından...
Bazı belediye başkanlarının neredeyse itirafçı konumuna taşındığı bir CHP gerçeğinin ardından...
CHP'nin son yerel seçim zaferinin ardından bir çok CHP'li belediye başkanının AKP'ye geçmesinin ardından...
Siyasallaşan yargı suçlamalarının hiç artmadığı kadar biriktiği bir adalet karmaşasının ardından...
Hükümete yakın TV kanallarında, yandaş kalemlerin, polis operasyonlarını neredeyse önden haber verdiği bir Türkiye gerçeğinin ardından...
Yok, beklediğim olmadı!
Ne Erdoğan vardı, konuşmasının içeriğinde, ne de Bahçeli! Ne CHP'ye yönelik polis operasyonlarından söz edildi, ne de kayyum gerçeğinin karanlığından! Bunlar yokken; 15 Temmuz'un kanlı darbe girişimi ardından neredeyse doğru dürüst konuşulmayan, sorulmayan, sorgulanmayan FETÖ'nün siyasi ayağı noktası rafa kalkmışken, aynı dosyayı bu defa CHP için o tozlu raflardan indirdi. İndirirken de, "Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için, arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum" dedi ve başka partiler için gündeme bile getirilmeyen bir Gülen Cemaati tartışmasını, CHP için en yetkili ağızdan başlattı.
Sanki, adalet yürüyüşü yapan o değilmiş gibi!
14 Haziran 2017’de, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, “MİT TIR’ları” davasında, “devletin gizli bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmek” suçundan 25 yıl hapis cezası alıp tutuklanmasının ardından, kararı aynı gün “hukuksuzluk” olarak nitelendiren ve ertesi sabah (15 Haziran 2017) Ankara Güvenpark’tan İstanbul Maltepe Cezaevi’ne (Berberoğlu’nun tutulduğu yer) yaklaşık 450 km’lik yürüyüşü başlatan, ellinde sadece “Adalet” yazılı bir pankart taşıyan o değilmiş gibi!
O gün bulamadığınız adaletin 450 km'lik yorgunluğunu unuttunuz mu, Sayın Kılıçdaroğlu?
Peki, dün inandığınız o adalet, bugün niye bu kadar yalnız sahi ?
Niye Milletvekilleriniz sizinle değil?
Belediye başkanları da öyle...
İl Başkanlıkları da...
Düşündünüz mü?
Ben, bir şey daha düşündüm, Sayın Kılıçdaroğlu...
Cevap vermek isterseniz eğer, sorum;
Konu, Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi için gereken Anayasa değişikliği mi?
Teklif için 200 sandalye yetse de, durum bu değil, fazlası! Şöyle bir düşünelim... AKP'nin 275 Milletvekili var, MHP'nin 46 Milletvekili, yani toplam 321 sandalye, ama yetmiyor! Anayasa değişikliğinin kabulü için, hani referandum olmadan, 400 sandalye (2/3 çoğunluk) gerekiyor, ki bu çok zor ama... Bu süreci referanduma taşımak için 360 sandalye (3/5 çoğunluk) yetiyor, ki 56 Milletvekili olan DEM, biraz da bu yüzden burada anahtar parti!
Peki, son dönemde DEM ve Öcalan kanadıyla gerginleşen karşılıklı söylemleri gerisinde bırakmak isteyen bir AKP/MHP cephesi için yeni çözüm ne olabilir?
Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir CHP mi?
Eldeki olası son senaryo bu mu?
DEM'in alternatifi olmak mı?
Kim cevaplar?