Vah Ki, Ne Vah!..
Bir kulüp düşünün…
Aylar öncesinden küme düşeceği neredeyse kesinleşmiş.
Sahada varlık gösteremeyen, mücadele ruhunu kaybetmiş, her hafta biraz daha eriyen bir takım…
Ama gelin görün ki;
Ne yönetimde bir telaş var,
Ne teknik heyette bir mahcubiyet,
Ne de futbolcularda bir sorumluluk duygusu…
Aksine…
İdmanlar şarkılı, türkülü…
Maç sonları sanki galibiyet gelmiş gibi gülücükler, pozlar, paylaşımlar…
Bu nasıl bir kopuştur gerçeklikten?
Bu nasıl bir umursamazlıktır?
Hatayspor, aylar öncesinden Trendyol 1. Lig’e düşmüş bir takım.
Ama kulübü yönetenler ve sahada olanlar hâlâ “her şey yolundaymış” gibi davranıyor.
Yenilgi artık sıradan.
Tepki yok.
Özeleştiri yok.
Mahcubiyet yok.
En acısı da şu:
Geleceğe dair tek bir söz yok!
Bu takım seneye sahaya çıkabilecek mi?
Kadrosu nasıl kurulacak?
Maddi durum ne halde?
Bir proje var mı?
Cevap; Koca bir sessizlik…
Şehir endişeli.
Taraftar kaygılı.
Herkes “yarın ne olacak?” diye bekliyor.
Ama Hatayspor yönetimi sanki başka bir gerçekliğin içinde yaşıyor.
Sanki ortada bir çöküş yokmuş gibi…
Sanki bu kulüp tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşamıyormuş gibi…
Bu, sadece başarısızlık değildir.
Bu, sorumluluktan kaçıştır.
Hatayspor, zor zamanlar gördü.
Ama hiçbir dönemde bu kadar sahipsiz, bu kadar başıboş kalmadı.
Bugün yaşanan tablo;
Bir sportif başarısızlıktan çok daha fazlasıdır.
Bu, bir yönetim zafiyetidir.
Bu, bir aidiyet krizidir.
Ve açık söylemek gerekirse:
Hatayspor’un asıl düşüşü ligden değil, zihniyetten kaynaklanmaktadır.
Vah Hatayspor’um vah…
Sen hiç bu kadar yalnız bırakılmadın.