Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Mithat KALAYCIOĞLU
Mithat KALAYCIOĞLU
mikamithat58@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 263 defa okundu.

HATSO’da Koltuk Değil, Hatay’ın Geleceği Yarışmalı!

Gazetecinin görevi aday belirlemek değil, gerçeği ortaya koymaktır!

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim süreci başladı.

Dört değerli isim, bu kentin ticaret ve sanayi hayatına yön vermek, iş dünyasının sorunlarına çözüm üretmek ve depremle ağır yara alan Hatay ekonomisini yeniden ayağa kaldırmak için HATSO Başkanlığına talip oldu.

Şunu en başından açıkça söylemek gerekir;

Bu seçim bir koltuk seçimi değildir.

Bu seçim, Hatay’ın ekonomik geleceğinin nasıl şekilleneceğinin seçimidir.

Çünkü Hatay hâlâ 6 Şubat depremlerinin ekonomik enkazını kaldırmaya çalışıyor.

Binlerce iş yeri yıkıldı.

Esnaf işini kaybetti.

Sanayici üretim kapasitesini kaybetti.

Ticaret erbabı müşteri ve pazar kaybetti.

İş insanları sermayesinin önemli bölümünü depremde yitirdi.

Üstelik deprem sonrasında ticaretin yeniden ayağa kaldırılması beklenirken, mücbir sebep kapsamında ertelenen borçların önemli bir bölümünün iş dünyasının beklentilerini karşılayacak şekilde çözülememesi, zaten ağır olan yükü daha da artırdı.

Bugün Hatay iş dünyasının en büyük problemi yalnızca para değildir.

Güvendir.

Öngörülebilirliktir.

Yeni yatırım alanlarıdır.

Finansmana erişimdir.

Nitelikli insan gücüdür.

Gençlere iş imkânıdır.

Üretimin yeniden artırılmasıdır.

Ve en önemlisi, Hataylı iş insanının yeniden “Bu şehirde geleceğim var” diyebilmesidir.

İşte HATSO seçiminin gerçek anlamı budur.

Ancak bu kadar önemli bir seçim sürecinde bazı gelişmeler insanın gazetecilik mesleği adına üzülmesine neden oluyor.

Bir gazeteci elbette bir adayı destekleyebilir.

Bir görüşü olabilir.

Bir adayı diğerinden daha başarılı bulabilir.

Bunu açıkça ifade etmesi de mümkündür.

Ancak gazetecilik ile adayın propagandasını yapmak, rakiplerini itibarsızlaştırmaya çalışmak ve kamuoyuna aday dayatmak arasında çok kalın bir çizgi vardır.

O çizgi aşıldığında artık ortada gazetecilik değil, başka bir hesap vardır.

Hele hele gazete manşetlerini kullanarak seçim atmosferini germeye, bir adayı parlatırken diğerlerini küçültmeye, “çamur at, izi kalsın” anlayışıyla insanların itibarı üzerinden siyaset yapmaya kalkışmak gazetecilik değildir.

Bu mesleğin adını kullanarak yapılan bir güç gösterisidir.

Buradan kendisini gazeteci olarak tanımlayanlara açıkça sesleniyorum:

HATSO Başkanlığı sizin belirleyeceğiniz bir makam değildir!

HATSO üyeleri çocuk değildir.

Kimin başkan olacağına karar verecek iradeye, akla ve tecrübeye sahiptir.

Sizin göreviniz üyelerin yerine karar vermek değil, onların doğru kararı verebilmesi için doğru bilgiyi ortaya koymaktır.

Bir gazeteci;

“Şu aday gelsin” diye topluma baskı kurmaz.

“Bu adayın karşısında durun” diye kampanya yürütmez.

Bir adayı göklere çıkarırken diğerine çamur atmaz.

Kendi kişisel hesaplarını kamu yararı görüntüsü altında pazarlamaz.

Gazeteci ayna olur.

Mikrofon olur.

Soru sorar.

Araştırır.

Eleştirir.

Hesap sorar.

Ama sandığın sahibi olmaz.

Ben 35 yıldır gazetecilik yapıyorum.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hatay Temsilcisiyim.

Sürekli basın kartı sahibiyim.

Bu meslekte nice insanlar, nice makamlar, nice dönemler gördüm.

Hiçbir zaman bir yerlere gelebilmek için insanların sırtına binmedim.

Kimseye makamı nedeniyle farklı, insanlığı nedeniyle farklı davranmadım.

Büyük karşısında büyük, küçük karşısında küçük olmayı bildim.

Hata yaptıysam özür dilemesini bildim.

Bilmediğimi biliyormuş gibi yapmadım.

En önemlisi de nereden geldiğimi hiçbir zaman unutmadım.

Çünkü benim için makamdan önce insan olmak vardır.

Gazetecilikten önce de insanlık vardır.

Ben bu meslekte tırnaklarımla geldim.

Kimsenin sırtına basarak yükselmedim.

Kimseye “Beni bir yerlere taşı” diye yanaşmadım.

Kimseye yaranmak için kalemimi satmadım.

Bu nedenle bugün birileri gazeteciliği kişisel menfaatlerinin aparatı haline getirmeye çalışıyorsa, kusura bakmasınlar.

Bu mesleğin onurunu korumak bizim görevimizdir.

Gazetecilik, birilerinin gözüne girmek için yapılmaz.

Gazetecilik, bir makam sahibinin kapısını açtırmak için yapılmaz.

Gazetecilik, bir iş insanının desteğini almak için yapılmaz.

Gazetecilik, seçimlerde bir adayı taşıyıp karşısındakini ezmek için hiç yapılmaz.

Gazeteci, gerektiğinde iktidarı da muhalefeti de eleştirir.

Dostuna da soru sorar.

Desteklediği insana da hesap sorar.

Çünkü gazetecinin sadakat borcu kişilere değil, halka ve gerçeğedir.

Bu nedenle HATSO seçiminde bir adaya açıktan destek vererek diğer adayları hedef haline getirmeye çalışana söyleyeceğim şudur:

Kaleminizi kimsenin sopası haline getirmeyin!

Çünkü bugün birilerine yaranmak için attığınız manşet, yarın sizin gazetecilik sicilinizin önüne konulur.

Bugün birilerinin sırtını sıvazlayarak elde ettiğiniz yakınlık, yarın unutulur.

Ama insanların hafızasında bıraktığınız iz kalır.

Gazetecilikte en büyük sermaye itibardır.

İtibar da satın alınmaz.

Gazetecinin gücü, bir adayı başkan yapabilmek değildir.

Gazetecinin gücü, doğruyu söyleyebilmesidir.

Ben 35 yıllık meslek hayatım boyunca bunu savundum.

Bundan sonra da savunacağım.

Çünkü benim tarafım belli:

Ben Hatay'ın tarafındayım..