Gök Kubbede Yankılanan O Cümle: "Sizi Allah’a Şikâyet Edeceğim"
İnsanlık tarihi boyunca pek çok acıya şahitlik etti; savaşlar gördü, yıkımlar yaşadı. Ancak bazı anlar vardır ki, kelimelerin bittiği, vicdanların sağırlaştığı o noktada minicik bir çocuğun dudaklarından dökülen bir cümle, tüm dünyayı yerinden oynatmaya yeter: "Sizi Allah’a şikâyet edeceğim."
Bu cümle, sadece bir veda değil; aynı zamanda modern dünyanın, emperyalist güçlerin ve sessiz kalan yığınların yüzüne çarpılmış en ağır tokattır.
Mazlumun Son Kalesi: İlahi Adalet
Bir çocuk düşünün; oyun parklarında koşması, okul sıralarında hayal kurması gerekirken, bombaların gölgesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Ve nefesi tükenirken, sığınacak hiçbir dünyevi güç bulamadığında, davasını en yüce makama, "Mutlak Adalet"in sahibine havale ediyor. Bu, çaresizliğin değil, aslında imanın ve haklılığın ulaştığı en yüksek mertebedir.
Emperyalizmin Karanlık Yüzü
Yıllardır süregelen çıkarlar, bitmek bilmeyen güç savaşları ve mazlum coğrafyalar üzerinden yürütülen kirli hesaplar… Bugün karşımızda duran tablo, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda küresel bir vicdan çöküşüdür. Masumların kanı üzerinden yükselen refah, ne medeniyettir ne de ilerleme. Bu, düpedüz bir barbarlıktır.
Kendi konfor alanlarında bu zulmü izlemekle yetinen, "stratejik denge" adı altında çocuk ölümlerine göz yuman her yapı, aslında o küçük çocuğun şikâyet dilekçesine adını yazdırmıştır.
Vicdanın Sesi Olmak
O şehit çocuğun şikâyeti, gök kubbede asılı duruyor. Bizlere düşen ise bu şikâyetin dünyadaki yankısı olmaktır. Zulme karşı durmak, sadece bir siyasi tercih değil, insan olmanın en temel şartıdır. Unutulmamalıdır ki; saraylar yıkılır, imparatorluklar çöker, ancak bir mazlumun ahı nesiller boyu silinmez.
Dileriz ki o saf ve masum ruhun şikâyeti katında kabul görsün; dileriz ki yeryüzü, çocukların "şikâyet" değil, "şükür" ve "neşe" nidalarıyla çınladığı bir yer haline gelsin. Kahrolsun masumun kanıyla beslenen tüm karanlık güçler!