Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 88 defa okundu.

PKK Silah Bıraktı, Bırakmadı! Bıraktı, Bırakmadı, Bırakmamış...

Neredeyiz?

Irak’ın Süleymaniye kentinde, Dukan ilçesi kırsalında bulunan Casene Mağarası önünde. Türkiye'de herkesin gözü / kulağı burada. Bölgesel Kürt güçlerinin de ve hatta bölge ülkelerinin de!

Peki, tam olarak neredeyiz?

11 Temmuz 2025 tarihinde, PKK'lı bir grubun, Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla, MHP’nin başlattığı ve şu anda herkesin içinde olduğu yol haritası kapsamında, altı yanan dev bir kazanın içine attıkları silahlarla, SÜRECE KATILDIK VE SİLAH BIRAKIYORUZ mesajındayız.

Mesaj verildi verilmesine de...

Süreç, tıkanmış gibi!

Ankara'dakilerin "TAVİZ VERMEDİK, ONLAR SİLAHLARI BIRAKTI" hikayesinde durduk ısrarla, tam da istedikleri gibi ama, anlaşılan, o TAVİZ denendeyiz! PKK tarafının talep listesinde, beklenende, en başta TAMAM denende, hani HİÇ BİR ŞEY VERMEDİK kısmında, ama verilende!

Siz ne düşünüyorsunuz, bilmiyorum ama...

Dünyanın hiç bir noktasında, 50 seneye yakın bir zaman diliminde silahlı mücadele vermiş ve belli hedeflerle ilerlemiş bir örgüt, bu kadar uzun bir sürenin sonunda KARŞILIĞINI ALMADAN durmaz.

Durur mu?

Bugün konuştuğumuz konuya dair TBMM bünyesinde kurulan komisyon da, komisyonun belirlediği isimler Öcalan'la olan görüşmelerinin ardından İŞLER YOLUNDA mesajı verdi vermesine de, biz, son gelen açıklamada duralım biraz. PKK'da Öcalan sonrası belirlenen hiyerarşide öne çıkan isimlerden birinde duralım, Murat Karayılan'da, son açıklamasında! 

Türkiye'de ulusal basına da yansıyan açıklamaların öne çıkan kısımlarını paylaşayım tek tek, ama o kısımlara dair sorularımız da gelsin beraberinde.

"Aylarca sürdürülen meclis komisyonu faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan resmi bir rapora rağmen sürecin yürütülmemesinin başka bir izahı olamaz. Ne o raporda belirtilenlerin gerekleri yapıldı ne de herhangi bir yasal çalışma yürütüldü”!

Soralım mı, "o resmi rapor ne diyor" diye, "sürece PKK noktasında nasıl bir yol haritası ekliyor" diye, "o raporda yapılması gerekenler kısmında neler vardı" diye?

"Apo’nun, 27 Şubat’ın yıldönümünde yaptığı ikinci açıklama da önemlidir. Bu açıklamada, ‘sürecin ikinci aşaması başlamıştır’ dedi. İkinci aşama, sürecin ilerlemesi için çıkarılması gereken yasaların aşamasıdır."

Soralım mı, PKK'nın o "çıkarılması gereken yasalar" listesinde hangi yasalar var diye?

"Raporda, kayyumların artık aşılması gerektiğinden söz ediyordu. Buna dönük de hiçbir pratik adım atılmadı."

Soralım mı, "bu raporu hazırlayanların, kayyum uygulamasının kaldırılması gerektiğini ortaya koyan tavrını bizler niye yeni duyuyoruz" diye?

"Köklü kararın alındığı PKK’nin 12’nci Kongresi, iki ayrı yerde yapıldı. O yerlerden birinde, ben de kişi olarak kongre divanında görev aldım. PKK’nin feshi ve silahlı mücadele stratejisini sona erdirme kararını, biz, ancak Önder Apo’nun özgürlüğü temelinde oradaki delegelere kabul ettirebildik. Bu biçimde o karar onaylandı. Hatta bunun için birçok konuşma yapıldı, tartışmalar gelişti."

Soralım mı, "Abdullah Öcalan'a özgürlük ve hatta milletvekili olma yolunun açılmasına dair bir kısım gazetecilerin TV ekranlarında benzer söylemler geliştirmiş olmasını, aslında bu talepleri en başından bilenlerin, kamuoyunu bir şekilde buna hazırlama stratejisi olarak mı almalıyız" diye?

Son olarak, Murat Karayılan desin, ardından da bizim tespitlerimizin finali gelsin;

"Mevcut durumda, güçlerimizin güvencesi, kurduğumuz güvenlik sistemi ve silahlarımızdır. Yasal bir güvence olmadan, bizim bu zeminde silah bırakmamız akıl dışı olur. Her halükarda, seçeneksiz de değiliz. Kendileri bilir. Ama Türkiye’ye yazık ederler."

Şunu açık bir dille ifade edeyim...

Eğer atılan adımlar gerçekten de BAŞARILI olsun istiyorsanız, bir şeyleri bir yerlerden patlayan açıklamalar şeklinde öğrenmemize bir DUR demeniz ve ciddi ciddi ŞEFFAF olmanız gerekiyor. 

O şeffaflık adına soralım mı?

Sahi, karşılıklı istenenler ne? Yol haritamız ciddi ciddi ne? O yolun sonunda PKK'ya ve başındakilere biçilen rol ne? Olası bir 'düz ovada siyaset' fikrinde planlanan ne? Bu sürecin sonundaki Türkiye'de olabilecek değişimler ne? Bizlerin kabul edemeyeceği düşünülen, bu yüzden de paylaşılmayan o beklentiler ne? Neredeyse hiç bir şeyi kamuoyuyla paylaşma gereği duymayanların bu garip gizliliği ne? Bu kadar önemli bir süreci kamuoyunun bilgisi dışında ilerletme gayretine bu kadar sarılmanın anlamı ne?