Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Talip  Köleoğlu
Talip Köleoğlu
talipkoleoglu@gmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 553 defa okundu.

Bir Çay Altlığında Saklı Çocukluğum

Seksenli yılların son dönemleri…

Çocukluğumun hafızamda silinmeyen, bugün bile hatırladığımda içimi ısıtan yılları…

Annem, Konya ziyaretinden dönerken anı olsun diye üzerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sema ayini yönetirken çekilmiş fotoğrafının bulunduğu çay altlıklarından getirmişti.

Belki bugün bakınca sıradan bir eşya gibi görülebilir. Ama bazı eşyalar vardır; değeri ne maddesinde ne de parasındadır. Onlar, taşıdıkları hatıralarla anlam kazanır.

Bizim evde de o çay altlıklarının ayrı bir yeri vardı.

Annem uzun yıllar onlardan vazgeçmedi. Eve gelen her misafire çaylar o tabaklarla servis edilirdi. Çay bardaklarının altında Mevlânâ’nın o zarif görüntüsü olur, biz de farkında olmadan yıllarca o görüntüye aşina yaşardık.

Ben de gittiğim her yerde farklı desenlerde çay altlıkları gördüğümde ister istemez bizim evdeki tabakları hatırlardım.

Çünkü insan, çocukluğunda alıştığı bazı şeyleri kolay kolay unutamıyor.

Bir evin kokusu, bir eşyanın görüntüsü, bir ses, bir şarkı, hatta bir çay tabağı bile yıllar sonra insanı bir anda geçmişe götürebiliyor.

Sonra bir gün o çay altlıkları kayboldu.

Nereye gittiler, nasıl kayboldular bilmiyorum.

Belki kırıldılar, belki eskidiler, belki de yıllarca süren görevlerini tamamlayıp sessizce hayatımızdan çıktılar.

Ama hatıraları hiç kaybolmadı.

Ve bugün…

Aradan tam 46 yıl geçmişken, o çay altlıklarının benzerleri geçti elime.

Bir anda yıllar geriye sardı.

Sanki yeniden çocukluğuma döndüm.

Annemin evde olduğu, misafirlerin ağırlandığı, çayın demlendiği, evin içinde güzel sohbetlerin yükseldiği o günler gözümün önünden geçti.

Duygulandım.

Çünkü bazen bir eşya, bir insandan daha güçlü bir hafıza taşıyabiliyor.

Bugün elimde tuttuğum bu çay altlıkları benim için artık sadece çayın altına konulan küçük tabaklar değil.

Onlar çocukluğum…

Annem…

Evimiz…

Misafirlerimiz…

O yılların sıcaklığı…

Ve geride bıraktığımız güzel günler…

Şimdi bizim evimize gelen misafirlere çayları, üzerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin görselinin bulunduğu bu çay altlıklarıyla servis edeceğiz.

Belki çayı içerken kimse fark etmeyecek, ama benim için her servis ayrı bir yolculuk olacak.

Her çay bardağının altında geçmişten bugüne uzanan bir hatıra duracak.

Mevlânâ’nın sözleriyle, “Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait.”

Ama bazı dünler vardır ki gitmez.

Bir çay altlığında, bir fotoğrafta, bir kokuda, bir hatırada yaşamaya devam eder.

Benim çocukluğum da bugün o küçük çay tabaklarında yeniden karşıma çıktı.

Ve anladım ki insan büyüdükçe geçmişine daha çok sarılıyor.

Çünkü bazı şeylerin kıymetini, onları kaybettikten yıllar sonra anlıyor.

Hoş geldin çocukluğum…

46 yıl sonra yeniden buluştuk.

Bu kez bir çay eşliğinde…

Ve Mevlânâ’nın huzur veren bakışları altında…

Ne güzel demlendi hatıralar…