Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Ömer Nemutlu
Ömer Nemutlu
mithat@hataymahallihaber.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 574 defa okundu.

Bir Beğeni Uğruna Felaket Senaryosu: Sosyal Medyanın Vicdan Muhasebesi

Yakın zamanda, yüreğimizi dağlayan elim bir askeri uçak kazası yaşadık. Görevlerini ifa ederken şehit olan kahramanlarımızın acısı henüz tazeyken, bu büyük üzüntü olayının hemen ardından bir başka "felaket" senaryosu devreye girdi: Sosyal Medya Fırtınası.

Gördük ki, resmi kurumlar soruşturmanın sonuçlarını beklerken, uçağın düşüş nedeninden tutun da, dünya siyasetinin geleceğine kadar her konuda anında bir "uzmanlar" ordusu türedi. Kimisi uçağın bakımına, kimisi yaşına taktı; kimisi teknik arızayı bir kenara bırakıp, olayı "gizli bir saldırı" veya "3. Dünya Savaşı'nın fitili" olarak pazarlamaya kalktı.

Hepsinin ortak motivasyonu ise tek bir şeye hizmet ediyordu: Daha çok etkileşim, daha çok beğeni, daha çok takipçi.

Bir an durup düşünelim. Yirmi canın yitirildiği, bir milletin derin bir yasa boğulduğu böylesi hassas bir dönemde, eline klavyeyi alan herkesin kendini uçak mühendisi, havacılık uzmanı veya savaş senaristi ilan etmesi ne kadar etik?

Resmi makamların, uzman kaza kırım ekiplerinin titizlikle yürüttüğü incelemeler varken; kara kutu analizlerinin sonuçları sabırla beklenirken, sosyal medyada üretilen her temelsiz iddia, her spekülasyon, ne yazık ki sadece toplumsal kaygıyı ve bilgi kirliliğini artırıyor. Bu durum, acılı ailelerin hissiyatını hiçe saymakla kalmıyor, aynı zamanda şehitlerimizin hatırasına karşı da büyük bir saygısızlık teşkil ediyor.

"Bir beğeni için değer mi?" diye sormak zorundayız.

Bir 'like' ya da birkaç yüz takipçi uğruna, gerçeği bilmeden, konunun uzmanı olmadan, milyonlarca insana "kesin bilgi" gibi sunulan yalan yanlış felaket senaryoları üretmek, sadece bu platformların değil, biz kullanıcıların da vicdanını yaralıyor.

Unutmayalım ki, bilgiye açlık doğal bir insani tepkidir. Ancak bu açlığı, doğruluğu teyit edilmemiş, spekülatif, panik yaratan içeriklerle gidermeye çalışmak, dijital çağın en büyük tuzaklarından biridir.

Gerçeğin ortaya çıkmasını beklemek, resmi ve güvenilir kaynakların açıklamalarına itibar etmek, bu zor zamanlarda gösterilmesi gereken en temel sorumluluktur. Herkesin mühendis, pilot, stratejist olmasına gerek yok. Bazen en büyük erdem, bilmediğini kabul edip susmayı bilmektir.

Acımızın büyüklüğü karşısında sergilediğimiz bu sorumsuz ve fırsatçı yaklaşım, sosyal medyanın en ayıplı yüzüdür. Bu platformları bilgi kirliliği yerine, saygı ve sağduyu platformlarına çevirmek, hepimizin ortak görevidir.