Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 63 defa okundu.

Ayşe Ateş'e Uzak Bir MHP'de... Devlet Bahçeli NE Istiyor?

Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması, 1 Temmuz'da görülecek... Sanıklar, saat 09.00'da hakim karşısına çıkacak ! “MHP, karanlık oyunlarla ve oyunların figüranlarıyla, Türk yargısı huzurunda hesaplaşacaktır” diyen MHP lideri Devlet Bahçeli'yi temsilen bir Partili heyetin de mahkeme salonunda hazır olması bekleniyor beklenmesine de, Bahçeli'nin kiminle hesaplaşmak istediğini, neyi ya da kimi / kimleri kastettiğini anlamak henüz çok mümkün olmadı ! 

Aslında asıl sorulması gereken soru şu;

Milliyetçi / Ülkücü cephenin önemli isimlerinden birine yönelik bir cinayeti bir İÇ HESAPLAŞMA  gibi gösteren ya da anlatanlar çok olsa da, eldekine, Devlet Bahçeli'nin ne şekilde baktığına odaklanmak gerekiyor belki de...

O yüzden de sorular net !

Bahçeli, öldürülen Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş'le bugüne kadar neden hiç görüşmedi ?

Ayşe Ateş'e yönelik ölüm tehditleri için neden hiç konuşma gereği bile duymadı ?

Bu davayı, neden, partisine yönelik bir eylem / kumpas olarak yorumladı ?

Aslında, parti içinde de, Sinan Ateş cinayeti sonrasında, Ateş Ailesinin bu denli yalnız bırakılmasının partiye ve davaya zarar vereceğini söyleyenler hep oldu, ama cinayeti ve davayı yalnızlaştırma, bir çeşit politika olarak benimsendi ! Zaten sorular da sorunlar da bu tavırla beraber arttı ! MHP'yi, bu davanın dışında tutma çabası, garip bir şekilde, partiyi davanın tam merkezine oturttu ! CHP lideri Özgür Özel ile AKP lideri Erdoğan'ın görüştüğü Ayşe Ateş'le aynı kare içinde olmama gayreti ise "ACABA..." diye başlayan cümlelere kaynaklık etti !

Bugün MHP tam tersini söylese de, Erdoğan'ın Ayşe Ateş'le görüşmesi ve adalet beklentisi noktasında ortak mesajlar vermesi, parti içinde homurdananların sayısına her geçen gün yenilerini ekliyor... Ülkücü / Milliyetçi camiadan dışarıya yansıyan fısıltılarsa, iki liderin görüştüğü Ayşe Ateş'in bu denli dışlanmasının, polemikleri daha da arttırdığı yönünde !

Zaten bunun en net dışa vurumu, habercileri hedef alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın, bu yöndeki iddialara verdiği sert tepki oldu ! "MHP’yi 'delilsiz, belgesiz, ispatsız ve dayanaksız' hedef alan Marksist basın; binlerce vatandaşımızın, polisimizin, askerimizin katillerini sorgulamaktan kaçınmaktadır... İddianamede, hiçbir MHP görevlisinin adı geçmemektedir..." 

Yalçın'a hatırlatalım, 

...eski bir MHP İstanbul İl Yöneticisi, tutuklu sanıkları arasında yer alıyor ve 1 Temmuz'da da hakim karşısına çıkmaya hazırlanıyor !

Cinayete dair davanın Temmuz ayındaki ilk duruşmasından bir şey çıkması beklenmiyor belki ama, MHP Yönetimi, Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş'e hep mesafeli durarak, hatta onunla görüşmeyi de reddederek, aslında korktuğu soruların ortasına kendini bile isteye hapsediyor... Ülkücü / Milliyetçi camianın bu denli önemli bir isminin cinayete kurban gitmesinin ardından, bir iktidar ortağı olarak, sürecin her aşamasını bire bir takip etmesi ve adalet için de tüm çarkları çevirmesi gerekirken, cinayetin ardından gelişen süreci partiye karşı bir komplo olarak kabul edip, olanı biteni uzaktan izleme gayreti de bu makhumiyeti perçinliyor...

Sahi,

...Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş yerine, MHP'nin üst düzey başka bir ismi cinayete kurban gitseydi, MHP lideri ve yönetimi, benzer bir mesafeden süreci izlemeyi mi yeğlerdi, yoksa yeri göğü inletir bir adalet savaşı mı verirdi ?

Soru da sorun da burada sanki !