Hatay Mahalli Haber
MENÜ

Uzm. Dr. Serdal Kanuncu’dan Sınırları Aşan İnsanlık Hikâyesi

Yayınlanma Tarihi : 07.08.2026 18:58 Bu haber 52 defa okundu

Antakya ve Defne’de yıllarca hekimlik yapan ve yardımseverliğiyle tanınan Uzm. Dr. Serdal Kanuncu, geçmiş yıllarda destek olduğu Suriyeli yoksul bir ailenin 6 Şubat depremlerinden Portekiz’e uzanan hayat hikâyesini anlattı. Kanuncu, yıllardır destek verdiği ailenin yaşadığı acıların, göçün ve yoksulluğun sınır tanımadığını belirterek, “Bazen bir insanın hayatına dokunmak, bütün dünyayı değiştiremese de o insanın dünyasını değiştirmeye yetiyor” dedi.

Paylaş Paylaş Paylaş
Uzm. Dr. Serdal Kanuncu’dan Sınırları Aşan İnsanlık Hikâyesi

Antakya’da hekimlik yaptığı yıllarda Suriyeli, yoksul bir ailenin kendisine başvurduğunu belirten Kanuncu, ailenin geçinmekte zorlandığını ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini ifade etti.

Kanuncu, o dönemde bir hekim ve insan olarak elinden gelen desteği vermeye çalıştığını belirterek, “Bazen bir ilaç, bazen bir gıda paketi, bazen yalnızca biraz destek… Elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.

Deprem aileyi de vurdu

Yıllar sonra 6 Şubat depremlerinin aileyi de derinden etkilediğini anlatan Kanuncu, ailenin çocuklarından birinin depremde hayatını kaybettiğini, annenin ise ağır yaralandığını ve bacağının kesilmek zorunda kaldığını söyledi.

Depremin ardından ailenin Antakya’dan ayrılarak Mersin’e yerleştiğini belirten Kanuncu, bir süre sonra kendisine yeniden ulaştıklarını kaydetti.

Kanuncu, ailenin ihtiyaçlarının bu süreçte daha da arttığını dile getirerek, “Hem depremzede oluşları, hem göçmen ve yoksul olmaları hem de artık bedensel engellerinin bulunması nedeniyle ihtiyaçları artmıştı. Yine elimden geldiğince yardımcı oldum” dedi.

Hayat onları bu kez Portekiz’e sürükledi

Ailenin daha sonra uluslararası bir sivil toplum kuruluşunun desteğiyle Portekiz’e göç ettiğini anlatan Kanuncu, uzak bir ülkeye yerleşmelerine rağmen sıkıntılarının sona ermediğini ifade etti.

“İnsan bazen ‘Artık hayatları düzene girer’ diye düşünüyor. Ama hayatın bazı insanlara neden bu kadar ağır davrandığını anlamak gerçekten zor” diyen Kanuncu, geçtiğimiz günlerde ailenin Portekiz’den kendisine yeniden ulaştığını söyledi.

Ailenin Portekiz’de de ekonomik ve sosyal açıdan zor günler geçirdiğini, Suriye’ye dönmek istediklerini ve yeniden yardım talebinde bulunduklarını belirten Kanuncu, yaşananların kendisine önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattığını ifade etti.

“Ülke değişiyor ama açlık aynı açlık”

Kanuncu, yaşananları değerlendirirken, “İnsan nereye giderse gitsin, yoksulluğunu, acısını ve geçmişini bavuluna koyup götürüyor” sözleriyle göçün ve yoksulluğun insan hayatındaki izlerine dikkat çekti.

“Bir ülke değişiyor. Bir şehir değişiyor. Bir dil değişiyor. Ama açlık aynı açlık, yoksulluk aynı yoksulluk” diyen Kanuncu, bir annenin evladını kaybetmesinin ve bedensel engelle yaşamanın dünyanın her yerinde aynı acıyı taşıdığını vurguladı.

Kanuncu, yardım isteyen insanların yaşadığı mahcubiyetin de sınır tanımadığını belirterek, “Bir yardım isteyen insanın gözlerindeki mahcubiyet, dünyanın hiçbir ülkesinde değişmiyor” dedi.

“Kendimi kahraman gibi göstermek istemiyorum”

Yıllardır aileye destek olduğunu ifade eden Kanuncu, yaptığı yardımların bir kahramanlık hikâyesi olarak görülmesini istemediğini özellikle vurguladı.

“Ben bu aileye yıllardır yardım ediyorum. Bunu anlatırken kendimi bir kahraman gibi göstermek asla istemiyorum” diyen Kanuncu, iyiliğin özünün insan dayanışması olduğunu belirtti.

Kanuncu, “İyilik, anlatılınca büyüyen bir şey değildir. Bazen yalnızca bir insanın başka bir insanın yükünü biraz olsun hafifletmesidir. Dayanışmadır, empatidir” ifadelerini kullandı.

“Bazı yaraların reçetesi yok”

Hekimlik mesleği boyunca edindiği en önemli derslerden birinin, insanın karşı karşıya kaldığı bazı acıların tıbbi yöntemlerle giderilemeyeceği olduğunu belirten Kanuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı hastalıkların reçetesi vardır. Bazı yaraların pansumanı vardır. Ama yoksulluğun, savaşın, göçün ve kaybedilen evlatların reçetesi yoktur.”

Böylesi durumlarda insanlığın ve dayanışmanın önemine dikkat çeken Kanuncu, “O zaman geriye bir şey kalıyor: İnsan olmak. Bazen bir el uzatmak, bazen paylaşmak, bazen yalnızca ‘Yanındayım’ diyebilmek” dedi.

“Her büyük acı, önce tek bir insanın hayatında yaşanıyor”

Kanuncu, insanları ülkelerine, dillerine ve sınırların hangi tarafında doğduklarına göre ayırmadan birbirlerinin acılarına ortak olmaları gerektiğini belirtti.

“Dünya üzerinde hangi dili konuştuğumuzdan, hangi ülkeden geldiğimizden, hangi sınırın öte yanında doğduğumuzdan önce hepimiz aynı kırılganlığın içindeyiz” diyen Kanuncu, bu ailenin hikâyesini paylaşma nedeninin de insanlığın ortak değerlerine dikkat çekmek olduğunu söyledi.

Kanuncu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Belki onların hikâyesi, dünyada yaşanan milyonlarca hikâyeden yalnızca biri. Ama her büyük acı, önce tek bir insanın hayatında yaşanıyor. Ve bazen bir insanın hayatına dokunmak, bütün dünyayı değiştiremese de o insanın dünyasını değiştirmeye yetiyor.

Güzel insanlık her daim yaşamalı.”

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol