Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 63 defa okundu.

Silahlar Sustu Susmasına Da... PKK Bu Suskunlukta Nerede?

"Bu, ne de garip bir soru böyle" diyenleriniz olacaktır illa ki de, bence, çıkarıldığımız BARIŞ yolculuğunun durakları arasında, bu soruya dair çok fazla fotoğraf karesi asılı ve her kare, bize o yolculuğa dair kontrol edilemez bir yol haritası sunuyor.

Nasıl  mı?

Süreç başladıktan sonra, özellikle de 2025’teki o 'sembolik' silah yakma töreninin ve 2026 Ağustos’undaki çerçeve yasasının ardından, PKK mensuplarının “şehit” olarak anıldığı bir çok taziye, anma ve toplantılara şahitlik ettik. DEM Parti yöneticileri ve milletvekillerinin de katıldığı bu etkinlikler, PKK'nın güncellenen toplumsal / siyasal koordinatlarının bir karşılığı mı, anlamaya çalıştık. Örgütün yenilenen hikayesinin, daha görünür ve meşru bir zemine taşınma çabası mı, tam da bu noktada mola aldık. PKK saflarında çatışmalara giren ve hayatlarını kaybedenleri “Kürt özgürlük mücadelesi şehitleri” veya “gerilla” olarak tanımlayan bu organizasyonlar, 'barış' denen yolculuğun beklenen ve hesaplanan detayları mıydı, biraz da bunu düşündük.

Peki, daha önce, soruşturma ve “terör propagandası” suçlamalarıyla karşılaşan bu tür adımları, bugün bu denli normal ve özgür kılan şey, sadece 'barış' beklentisi mi?

Bir tanesi şöyle demiş;

"PKK mensuplarını şehit olarak kabul eden bu uygulama, bir gün, PKK Şehitliği' adı altında kendi mezarlıklarını da kurar mı?"

Abartmış mı?

Bir konuda kendimize dürüst olalım!

...bugün ABD, AB ve NATO listelerinde hala 'terör örgütü' olarak etiketlenen PKK, gün gelecek, Türkiye'deki gidişata da uygun olarak bu listelerden çıkarılacak ve bunun geri dönüşü de olmayacak. Bu, aynı, düne kadar terör örgütleri listesinde olan bir yapının ve onun başındaki kişinin, bugün Suriye'yi yönetir hale gelmiş olması, örgütün siyasallaşması, örgüt üyelerinin devletin kademelerine yerleşmesi gibi! Ankara'nın terör örgütü olarak kabul ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) feshedilmesinin ardından, örgütün eski lideri, yine Ankara'nın kırmızı bültenle aradığı bir isim olan Mazlum Abdi'nin, Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın danışmanlığına atanması gibi ya da! PKK'nın da bu süreç içinde siyasallaşma tercihini hayata geçirmesi çok da sürpriz olmayacak o halde. Hatta, DEM'in, siyasi iradesini bu kapsamda PKK noktasında bir devir teslim töreniyle 'kurucu önder' denen kişiye teslim etmesi de!

Bir çokları gibi ben de aynı düşünüyorum...

Süreç, silahlı mücadeleyi bitirmeyi ve siyasi alana geçişi hedefliyor. Ancak sorun şu ki, bahse konu o anmalardaki dil (“şehit namirin”, “özgürlük mücadelesi”), 40 yıllık terörün acısını yaşamışlarla uzlaşmak ya da barışmak yerine, Ankara'nın bugün hala terör örgütleri listesinde yer almaya devam eden PKK/KCK’nın geleneksel söylemini korumayı tercih ediyor, hatta o söylem, giderek daha da güçlendiriliyor.

Durum öyle bir hale geldi ki,

...atılan bu adımlar, örgütün kimliğini, “terörist”ten “barış için bedel ödemiş aktör”e kaydırıyor. Ağır aksak ilerleyen süreç ise, Ankara noktasında “silah bırakan bir terör örgütünün tasfiyesi” olarak verilse de, DEM ve PKK noktasında, “mücadeleyi kazananların onurlandırılması” olarak servis ediliyor. 

Demem o ki,

...bu çelişki, iyi ve dengeli yönetilmezse,  bu fazlasıyla kırılgan süreç, kendi tabanını çok çabuk kaybeder. O yüzden de yapılması gereken şey, PKK cephesinde “ailelerin tuttuğu yas” ile “örgütün kamusal yüceltilmesi”ni birbirinden ayırmak! 2013-2015 Çözüm Süreci döneminde,  Lice'nin Yolaçtı Köyü kırsalındaki bir PKK mezarlığına, örgütün ilk silahlı eylemlerini yöneten Mahsum Korkmaz’ın bir büstü/heykelinin dikilmesi çabasını, ardından çıkan olayları kimse unutmadı.

Çözüm Süreci'ndeki en büyük sorumluluk tam olarak bu, ki konumuz gerçekten de BARIŞ'sa!