Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 58 defa okundu.

Kilit üstüne Kilit Taktık Ama... YİNE DE GÜVENEMEDİK!

Peki, niye?

Hayata ve insanlara karşı bu güvensizliğimiz niye? O güvene karışan korku niye? Eskiden kapı önünde oynayan çocuklarımızı, artık kendi evimizin kapısının önüne bile yalnız bırakamayışımız niye? Öyle ki, biri bize selam verdiğinde, niyetini sorgular olduk! Kazara göz göze geldiklerimizden bile çekinir olduk!

Halbuki böyle miydik?

Bizler, apartmanlarının bahçelerinde güle oynaya kahkaha atan çocuklardık. Ne bilgisayar bildik, ne de elimize tutuşturulan cep telefonlarını, ama çimenlerin üzerinde koştuk, seyyar dondurmacıların külahlara doldurdukları dondurmalarımızdan yedik, elma şekerlerinin tadını çıkarttık, bayram şekeri toplamak için tanımadığımız kapıları bile çaldık çalmasına da...

Değiştik...

Çok değiştik...

Bakın, buna dair değişimi bir tanesi ne güzel özetlemiş;

"Ardına kadar açık ahşap kapılarla başladık. Zamanla, kapıya bir çengel taktık. Olmadı, asma kilit yaptık. Olmadı, demir kapı yaptık. Olmadı, çelik kapıya çevirdik. Baktık olmadı, çelik kapıya üç farklı kilit yaptık. O da yetmedi, her kilidi üç defa kilitledik. Yetmedi, bir de alarm taktık. Yetmedi, kamera sistemi de kurduk. Bütün bu önlemlere rağmen, sabah uyandığımızda, son kuruşumuza kadar soyulmamış olma ihtimalimiz mi?"

Sormuş!

Cevap veren oldu mu buna?

Ben mi?

Biliyorum!

Buna neden olanları biliyorum!

6 Şubat depremlerinin ardından toplanan yüz milyonlar üzerinden kumar oynayanları, aynı depremin ayında on binlerce depremzedeye EŞYA SÖZÜ verip de tutmayanları, FON SKANDALI'nda sıfırlarını bile sayarken yorulduğumuz kazançları üzerinden sorgulanmayanları, 23 bin TL emekli maaşıyla geçinmeye çalışan emeklilere bin TL ek bayram ikramiyesi bile veremeyecek hale gelenleri, MASUMİYET KARİNESİ'ne rağmen sabahın köründe kapıları çalınıp gözaltına alınanların o hallerini tüm ülkeye servis edenleri, seçim meydanlarında aldığı muhalif oyun sorumluluğunu omuzlarında taşıyanların değiştirdikleri parti rozetlerini, daha düne kadar söylediklerini bugün inkar eden yeni siyaset dilini, FETÖ denenin HOCA EFENDİ aşamasına NE İSTEDİLERSE verenleri, daha iyi yaşam için hak arayışına çıkan gazilerin yaşadıklarını, Türkiye'nin bir çok şehrinde tarım alanlarını madencilere karşı savunmak zorunda kalan ülkem insanını kendi polisi / jandarması ile karşı karşıya bırakanları, BEBEK KATİLİ diye bilinen bir terör örgütü liderini KURUCU ÖNDER sıfatıyla hayatlarımıza katanları, imzaladıkları İstanbul Sözleşmesi'ni çöpe atanların ülkesinde bitmeyen kadın şiddetini ve cinayetlerini, ülkede artan şiddet ve nefret dilinin bizi taşıdığı bugünü ve çok daha fazlasını....

Biliyorum...

Ama bildiklerimden de korkuyorum!

Bize yaşatılanlardan korkuyorum!

Ve anlıyorum!

Ardına kadar açık ahşap kapılarla başladığımız hayatlarımızın kapısına niye çengel takmaya başladığımızı! Bu da yetmeyince, niye üzerine bir de asma kilit eklediğimizi! Ahşap kapılarımızı niye demir olanlarla değiştirdiğimizi! Hatta o demiri neden çeliğe çevirdiğimizi! Yeter dediğimiz o çelik kapılara neden üç farklı kilit yaptırdığımızı! Tüm o kilitleri niye tek tek kilitleme ihtiyacı duyduğumuzu! Yaşadığımız korku ve güvensizliğe bunlar da yetmeyince, niye alarm ve kamera sistemleriyle kendimizi korumaya çalıştığımızı! 

Anlıyorum ve...

Anladığım bu şeyden korkuyorum!