Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 21 defa okundu.

Fon'un Milyarderleri! Açlık Ve Yoksulluk Sınırı!

Garip bir başlık mı oldu bu? 

Önce şu 'sınır' çizgisini çizelim mi? Çizginin üstündekilere geçmeden, altında sıkışanlara bir bakalım. Hatta onları en iyi anlatan, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) Eylül 2026 verilerine...

Her ay daha yoksul ve daha aç mı kalıyoruz, bilmiyorum ama, aç ve yoksul olduğumuz gerçeğindeyiz en nihayet ve değiştiremediğimiz bu gerçeği, öyle ya da böyle kader denene teslim ediyoruz. Kim bilir, belki de bize sunulan hayatın fıtratında vardır bu kader!

O fıtratın anlattığı mı?

Eylül 'sınır' çizgisinin altında kalan dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, ki biz buna 'açlık sınırı' diyoruz, tam tamına 37 bin 800 TL olmuş. Aynı ailenin yoksulluk sınırı (gıda ve tüm temel harcamaların toplamı) ise 123 bin 130 TL olarak netleşmiş. Evli ve çocuklu değilseniz de durum aynı, kaçarınız yok! Denilene göre, bekar bir çalışanın yaşama maliyetinin karşılığı 48 bin 884 TL'ye ulaşmış.

Bu rakamlara bakınca, olması gereken rakamları düşünün biraz.

Düşündünüz mü?

Şimdi de, eldeki rakamları düşünün.

Şu an en düşük emekli maaşı, 23 bin 552 lira. Bu rakam, Türkiye'de ortalama 5 milyon kişiye karşılık geliyor. Asgari ücret ise 28 bin 75 lira. Bu rakama karşılık gelen kişi sayısı ise ortalama 11 milyon. Eldeki bu kalabalık, 86 milyonluk bir ülkenin neredeyse beşte birlik bir kısmı ve o 'sınır' denen çizginin altındakileri anlatan en çarpıcı fısıltı.

Şimdi gelelim, bu kadar aç ve yoksulun olduğu bir ülkede patlayan fon skandalıyla, sıfırlarını dahi saymakta zorlandığımız paraları kazanan, ülkenin yepyeni milyarderlerine!

Başlıktan verdiğimiz o sınır çizgisinin üstünde yer almak için bu yola girenleri izleyenler, sık sık bir şey sorup durdu; Bu paraları kazananlar, yasayı mı çiğnedi? İzledikleri yol yasadışı mıydı? Kazanılan para usulsüz yollarla edinilmiş bir para mıydı? Cevaba 'evet' diyenleri dinlerken de şunu sordu, aynı merak ve şaşkınlıkla olan biteni anlamaya çalışanlar; Madem yasal olmayan bir durum var ve kazanılan para da illegal yollarla edinilmiş bir para, o halde, bu kişiler, bu muazzam kazançları bağlamında neden gözaltına alınmadılar?

Soru çok da, net olan bir şey var ki;

...Türkiye’deki 2026 fon skandalında kazanılan paralar, bugüne taşınan yasal / hukuksal soruşturmalar bağlamında, haklısınız, yasal değildi. Çünkü bu kazançlar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen, piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon) yoluyla elde edilmişti.

Anlatılana göre;

...fonlar ve ilişkili hesaplar, fiili dolaşımı düşük ve işlem derinliği sığ hisseleri büyük miktarlarda satın alarak, fiyatlarını yapay biçimde şişirdi. Yükselen hisse fiyatları, fonların birim pay değerini ve görünen getirilerini astronomik düzeylere çıkardı. Bu yüksek getiri, yeni yatırımcıların parası çekti ve gelen parayla da aynı hisseler yeniden alındı (bazen borçlanarak), böylece kendi kendini besleyen bir döngü oluştu. Bu işlemler, 'fiyat, arz ve talep' hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim yaratmak amacıyla yapıldığı için de illegal sayıldı.

Fon Skandalı ile havalarda uçuşan bol sıfırlı kazançları iade edenler, yaşanan kaostan kendini sıyırırken, bizler, bu ülkede,

...yoksul milyonların ve açlık sınırı altında nefes almaya çalışanların, "çocuklarımıza okullarda en azından bir öğün yemek verilsin" taleplerini yıllardır "gerek var mı yok mu" noktasında tartışıyoruz. Hatta geçen bayramda, emekli ikramiyelerine eklenemeyen o 1000 TL'nin ülke bütçesinde yaratabileceği tahribatı bize anlatanların bugünkü tavırlarını izlerken, durup düşünüyoruz.

Oy sandıklarına adım adım yaklaşırken, gelin beraber düşünelim!