Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 57 defa okundu.

CHP'de Kalanlar... Yeni Muhalifler Mi?

“Cumhuriyet Halk Partisi, arınmak zorunda olan bir partidir. Neyse, çok şükür, o da büyük ölçüde gerçekleşti.”

25 Temmuz 2026’da, İstanbul Sarıyer’deki Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen o çok tartışmalı CHP üye katılım töreninde konuşurken sarf ettiği bu cümleyi, Kemal Kılıçdaroğlu, ki uzun bir zamandır her konuşmasında dile getirdiği bir şeydi.

Peki, o 'büyük ölçüde' ne demek?

Bu, 'arındık, ama dahası var' mı?

Sahi, kim/kimler, o 'dahası...'?

Akla ilk gelende duralım mı?

Geçenlerde, Kılıçdaroğlu'na kalan, kalabilen CHP'de bir seçim yapıldı, Grup Başkanlığı için. İlginç olan, seçim için gerçekleşecek olan toplantıya davet edilen 44 milletvekilinden 39’u katılmış. O beş Milletvekili neden katılmamış, bilmiyoruz! Bu bir tavır mıydı, net değiliz! Yeni başlayan bir ekibin bu ilk ve en önemli vitrin seçiminde eldeki cılız kalabalığı daha da eksiltmek bir strateji miydi, tahmin bile edemiyoruz ama... 

Senaryo çok!

Özgür Özel’in istifasıyla boşalan TBMM Grup Başkanlığı için iki isim aday olmuş. Normal şartlarda, liderin işaret ettiğinin oy birliği ile seçilmesi gerekir, özellikle de böylesi hassas bir geçiş sürecinde ama, öyle olmamış! Kılıçdaroğlu'nun işaret ettiği Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak'a karşı yarışan Elazığ Milletvekili Gürsel Erol da seçimi iki turda da başa baş götürmüş, hatta ilk turda sadece 1 oyla, ikinci turda ise 4 oyle kaybetmiş.

Tamam da, MUTLAK BUTLAN sonrası dönemin bu en dikkat çekici seçimi için gerçekleşen toplantıya davet edilen 44 milletvekilinden 39’u katılırken, bu 39'da neden birlik sağlanamamış? Kılıçdaroğlu'nun o "arınma büyük ölçüde gerçekleşti" ifadesi de bu sağlanamayan birliğin içinde olan isimler mi? Yoksa, yakın vadede, YENİ Parti'ye katılması beklenen belediyeler mi? Belki de CHP'den kopmaya devam eden il teşkilatları...

Soru şu;

Geride kalan CHP, güçlenen bir CHP mi, yoksa artık ayakta bile kalmakta zorlanan bir CHP mi?

Hatta soruyu biraz daha sertleştirelim!

Bahsi geçen o ARINA ARINA GÜÇLENECEĞİZ beklentisi, EKSİLE EKSİLE BİTECEĞİZ riskini de beraberinde getirir mi?

Açık ve net olan bir şey var ki,

...Kalan 44 Milletvekilinden oluşan CHP grubunda (39’unun katıldığı Grup Başkanlığı seçiminde), Gürsel Erol – Faik Öztrak rekabeti, partinin, “homojen bir Kılıçdaroğlu ekibi” olmadığını net olarak ortaya koydu. "Ne Kılıçdaroğlu’nun ne de Özgür Özel’in vekiliyim, CHP’nin vekiliyim” diyerek bağımsız muhalif çizgisini hiç çekinmeden ortaya koyan Erol’un, neredeyse yarıya yakın oy alması, Kemal Kılıçdaroğlu'nun adayı karşısında ciddi bir muhalefet bloğunun varlığını da gösterdi. 

Fısıldanan bir şey var!

Özgür Özel’in, Yargıtay sürecinde Parti Meclisi çoğunluğunu korumak veya ileride manevra alanı bırakmak için bilinçli olarak bazı isimleri CHP’de tuttuğu... Yani, “gidenler geride bazı isimleri bıraktı” ifadesi, bir bakıma, "siyaset satrancının yeni hamlesi mi" sorusunu gündeme taşıyor.

Özetle,

....bir tarafta, YENİ Parti çatısı altında topladığı 90 Milletvekilini ana muhalefet tacıyla yola çıkartan bir Özgür Özel var, diğer tarafta ise ZAFER diye sunulan MUTLAK BUTLAN toz bulutu içinde liderlik koltuğuna oturduğu yorgun CHP'de hala bir çok şeyden emin olamayan ve herkese de güvenemeyen bir Kemal Kılıçdaroğlu!

Tabi bir de, bu tablodan çok memnun ve keyifle ellerini ovuşturan da bir kitle var! O kitle, birbirine karşı +18 dilini kullanmaktan çekinmeyen CHP'lileri sayfalarına ve TV ekranlarına güle oynaya taşıyan YANDAŞ kitle!

Şimdi biraz düşünün...

Kaybedeni, asıl kazananı!