Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 74 defa okundu.

Cem Özdemir'in Hikayesi... Bir De Bizde Yaşananlar...

Baden-Württemberg Başbakanı olmaya hazırlanan, Almanya Yeşiller Partisi'nin önemli ismi Cem Özdemir, bence, sınırları olmayan bir dünyada, herkesin, her yerde yepyeni yaşamlar kurabileceğinin, hatta o kurduğu yaşamla da bir gün herkese örnek ve lider olabileceğinin en güzel örneği.

Dillerin, dinlerin, mezheplerin, kültürlerin iç içe girdiği kadim Antakya'da bile birbirine ÖTEKİ gözüyle bakma ısrarındakilerin yıllarca bizlerde yarattığı yorgunluğu düşünüyorum da, hatta Suriye iç savaşının ardından binlerce Suriyeliye ev sahipliği yapan Hatay'da, bir Suriyelinin olası bir seçimde belediye başkanı seçilebilme ihtimalini "dünyanın sonu" gibi servis edenleri en çok da!

Garip olan, kadim Antakya'yı yıllarca bir Suriyeli yönetmedi, ama berbat yönetildi... 

Çünkü anlaşılamadı. Onu bir arada tutan farklılıkları arasındaki köprülerin insan trafiğini arttırmak yerine, o köprüleri kullanım dışı bırakmayı tercih eden yöneticilerin elinde, sermayesinden yenildi. Bu yapılırken de ÖTEKİ hikayeleri yarattıldı, bazılarının siyasi hedeflerinin yol haritaları için kullanıldı.

Oysa ki, konu, bizi yönetenlerin etnik, dini, ırksal özelliği değildi, ama ne kadar vizyoner olduklarıydı.

Baden-Württemberg Başbakanı olmaya hazırlanan Cem Özdemir'in hayat hikayesi, başladığı ve geldiği nokta, bu anlamda, en azından benim için çok değerli.

Haklısınız, bu konu, Türkiye'de, "Türkiye'den birinin Almanya siyasetinde ulaştığı başarı" diye verilmiyor genelde, ama "Türkiye karşıtı bir Türkiyeli" olarak servis ediliyor çokça!

Niye?

Çünkü farklı düşünüyor, Ankara'nın geleneksel politikalarından uzak duruyor, şu an yaşadığı ülkenin değerlerini omuzluyor, ki onu farklı kılan bir çok konu başlığında bizler de Cem Özdemir gibi eleştiriyoruz ülke siyasetini.

Aynı düşünmek zorunda değiliz, anlasak mı bunu?

Aynı şeylere inanmak zorunda da değiliz, en çok da bunu!

Essen Üniversitesi'ne bağlı Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi (TAM) Direktörü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan'a bir konuda kesinlikle katılıyorum. Türkiye'deki bazı kesimler ve Almanya'da olup da Ankara'nın hakim siyaset algısının etkisi altında olanlar, Cem Özdemir'den, "bizim çıkarımıza siyaset yapsın" beklentisi içinde. 

Oysa ki, Uslucan'ın bu konuda da net bir tespiti var ve konuya da NOKTA'yı koyuyor;

"Cem Özdemir, Alman siyasetçisi ve Almanya için siyaset yapıyor, Türkiye için değil. Türkiye'nin avukatı değil..."

Aslında bizlerin bunu anlamasının niye bu kadar zor olduğunu daha iyi kavramak için, TBMM'de, kendi etnik, dini ya da ırksal kökenine ait bir dille ara ara konuşmaya çalışanların mikrofonlarının kapatılma anlarına dönmek, hatta bunu yaptıklarında karşı karşıya kaldıkları tepkileri izlememiz gerekiyor. 

Kürtçe, yıllarca, BİLİNMEYEN BİR DİL etiketiyle girmedi mi TBMM konuşma arşivlerine?Haklısınız, Anadolu'yu Anadolu yapan farklılıkları tek tipleştirme çabasından vazgeçmiyoruz nedense. Aleviler, çocuklarına din dersinin zorunlu olmasına tepki koyduklarında, bu durum da korkutuyor mesela! Kürtlerse, yıllarca Kürtçe için ve kendi kimlikleri için talepler sıraladıkça, aynı korkuyu harlayanlar meydanları dolduruyor bir kez daha!

En dikkatimi çeken de;