Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 67 defa okundu.

6 Şubat'ın Ardından...! Antakya'ya Dönünce...!

En son, Tokat'ın Niksar ilçesindeki deprem haberini okudum, bu haberi yazmaya başlarken. Bir şey derim hep, "seni anlıyorum" demeyin, sırf birine kendisini iyi hissettirmek için! Yaşamadığınız acının "anlayışına" sığınmayın! 

Anlaşılıyor o yapaylık. 

Tokat'ı tam da bu noktada o kadar iyi anlıyorum ki, yaşadığı korkuyu, çaresizliği, yaşam ve ölüm arasında sıkışan o kısacık zamanı, o kısacık ana sıkışan düşüncelerin kalabalığını...

Eğitime ara verilmiş, depremin Tokat'ında.

Hatay'ın Antakya'sından Ankara'ya göçmüş biri olarak, hayata, 6 Şubat 2023'ten bu yana ara verilmiş şehrimi düşünüyorum da... 3 senenin sonunda yeniden kurulan (!) hayatlar için, herkesin mutlu, yüzlerinde içten  bir tebessümle birbirine baktığı bir şehir olmak isterdim. Elde avuçta biriktirdiği her şeyini kaybetmişlerin şehrinde, yeniden hayal kurmaya başlayan, yarına dair yeniden planlar yapmaya başlayan insanlar isterdim.

Yok,

...istemekle olmuyor, biliyorum!

Buna sebep olanları ortadan kaldırmadıkça, olmayacak, bunu biliyorum!

Deprem kayıplarının bulunmasını isteyenlere TBMM'de HAYIR diyenler, buna sebep, bunu biliyorum! Depremde ölen on binlerin ardından, buna sebep binaların sıkıntılarını bile isteye saklayanların yargılandığı mahkeme salonlarından çıkartılamayan ADALET, buna sebep, bunu biliyorum! Depremin o ilk üç gününde gereken yardımın gelmediğini açık açık kabul edenler, buna sebep, bunu biliyorum! 6 Şubat'ın enkazından günlerce sevdiklerini çıkartamayanların internetini o ilk gün BİLE İSTEYE kesenler, ÖYLE GEREKİYORDU diye de ekleyenler, buna sebep, bunu biliyorum! Deprem zamanı, deprem çadırlarını ticari bir malzeme gibi gündeme taşıyanların yargılanmadığı şartlar, buna sebep, bunu biliyorum! Depremin ardından, kendi tapulu arazilerini kamulaştırma adı altında kaybedenlerin kayıpları, buna sebep, bunu biliyorum! 6 Şubat 2023 deprem felaketinin ardından, tarım alanlarını / zeytinlikleri, inşaat alanları açmak için kullananlar, iş makineleri eliyle binlerce ağacı sökenler, ağaçları sökülmesin diye iş makinelerinin önüne yatanların feryatlarına kulaklarını tıkayanlar, buna sebep, bunu biliyorum! Deprem konutlarında yaşanan işçilik ve kalite problemlerinin, Hatay Milletvekili de olan bir iktidar milletvekili tarafından açık açık kabul edildiği bir Türkiye gerçeği, buna sebep, bunu biliyorum! Açlık ve yoksulluk sınırı altındaki milyonların Türkiye'sinde, aylık 9 bin TL'ye ulaşan taksitlerle, depremde evlerini kaybedenlere 'ev sahibi olma' fırsatı diye sunulanın ekonomik gerçekliğinden kopukluk, buna sebep, bunu biliyorum! Hala binlerce insanın konteyner kentlerde kaldığı bilinirken, "yeni yapılan evlere çıkmamak için direnenler var" diyerek, "her şeyi devletten beklemeye alıştılar" paylaşımı yapanlar, "deprem rehaveti" diye de ekleyenler, buna sebep, bunu biliyorum!

O yüzden, "beni gerçekten anlayana" ihtiyacım var, diyendeyim!

Tokat'taki depremin ardından eğitime verilen o ara gibi, bizler, Hatay'da, son 3 senedir neredeyse hayata ara verdik, ki "anlamak yetmiyor, ama tuğlaları dağılmış hayatıma tuğla ekleyeceklere" ihtiyacım var, diyendeyim!

Özetle,

...şarkıcı Çelik'in deprem kentlerine gelip, zorda olanların bakkal hesaplarını kapatması, yardım etmesi, "sizinleyim" demesi gibi, bu şehrin zengin işadamlarının da, milletvekillerinin de benzer sosyal yardım projelerini bir araya gelerek hayata geçirmesine, "laf değil, iş üretmelerine" ihtiyacım var.

Ben mi, bir gün Antakya'ma döndüğümde mi?

Değişmeyeceğim...

Kalbimle ve vicdanımla omuzladığım kelimelerim, yine bu şehri anlatacak, son 3 senedir Ankara'da anlatmaya devam ettiğim gibi. Bu ülkenin, "kalemini satmamış, kiralanamamış" onurlu gazetecileri gibi, biriktirdiğim o sebepleri asla unutmayacağım. 

Depremden sonra, yaşadığı bir rahatsızlık nedeniyle başka bir şehirde hayatını kaybeden çok sevdiğim bir arkadaşımın bana söylediği gibi en çok da;

"...deprem sonrası yaşadığımız onca zorluğa rağmen bizi unutanları asla unutmayacağım, Tamer!"

Sana söz, ben de unutmayacağım!