1308 Gün Oldu... Hatay'dayım Yeniden!
6 Şubat 2023'ün ardından yıkılan hayatların enkazından kurtarabildikleriyle başka başka şehirlere göçenlerden biri olarak, "hayatı yeniden kurma" ifadesinin ne kadar zor bir inşaat süreci olduğunu birebir deneyimleyenlerdenim.
1308 gün olmuş, 3 yıl 7 ay...
Haklısınız, dönüşümü hesaplıyorum. Doğup büyüdüğüm topraklardan ne kadar zamandır ayrı kaldığımı en çok da! Ama bunu yaparken de, 6 Şubat'tan bugüne, aynı şehrin temizlenen (!) enkazı üzerinde yükselen yeni (!) hayatların (!) şahitliğinde duranları izliyorum. Travmatikler, umutsuzlar, biriken şikayetlerinin çözüm beklentisinde yorgunlar, tozun toprağın bir türlü dinmeyen kirinde 'bir gün...' demekten sıkılmış durumdalar, onlara ısrarla 'normalleştiniz" diyenlere yaşadıklarını işaret ederken öfkeliler.
Geçenlerde bir video izledim, uzun bir süredir ailesiyle beraber konteynerde kalan genç bir kızın anlatılan hikayesini... Üniversiteye hazırlanırken, geceleri sürekli kesilen elektiriklerden bahsediyordu, kaldırımı olmayan, toz içindeki yollarda yürümekten de, bitmiş deprem konutlarının insansız halleri arasında ilerlemenin ondan bıraktığı derin izlerden de... Yaşadığı zihinsel karmaşa içinde geleceğine ve hayallerine yön vermeye çalıştığını anlatmış. Sonra bir diğerinin hikayesi gelmiş! Ona çıkan evin heyecanını çepeçevre saran yokluğun yoksulluğunu dile getirmiş. Minicik konteynerinde geçen yıllar içinde kullandığı toplama eşyalarını da! Yardımlarla bir hayata dönüşen 22 metrekarelik bir ömrün çıkmaz sokaklarını da! Ona sunulan yeni evle beraber umutlanan kalbini saran yoksulluğunu da! "Hangi eşyayla o evi yaşanır hale getireceğiz" diye sormuş. "Hangi banka bize kredi verir ki" diye düşünürken, depremden bu yana kendine gelemeyen eşinin çalışamadığından bahsetmiş. Bir emekli maaşıyla konteynerde geçen senelerin finalinde ona 'hoşgeldin' demeye hazırlanan evini yaşanır hale getirmek istese de, onu durduran gerçekten biraz da!
Geldik mi EŞYA SÖZÜ'ne;
...Sayın Süleyman Soylu, Sayın Hüseyin Yayman, Sayın Adem Yeşildal!
Ben, bu soruyu, size 6 Şubat 2023'ten bu yana kaç kere sordum, bilmiyorum ama, bir kere daha tekrar edeyim!
Ne oldu o EŞYA SÖZÜ'ne?
Ne oldu, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden yaklaşık iki hafta sonra, Hatay AFAD İl Koordinasyon Merkezi’nde yaptığınız açıklamaya? Ne oldu, o "ağır hasarlı ve acil yıkılacak binalara eşya almak için girmenin riskinden" bahseden, "bunu yapmayın" diye ekleyen, "2-3 gün sonra eşya yardım miktarı açıklanacaktır" umudunu ise depremzedelerin toz toprak içindeki avuçlarının orta yerine koyan hallerinize? Ne oldu, vatandaşlara doldurtulan o zarar tespit tutanaklarına ve formlara?
Ve ne oldu da, siz devlet adına söz verirken, kentin Valisi, yine devlet adına konuşup, 7269 sayılı yasa kapsamında depremzedelere eşya yardımı yapılmasına ilişkin bir hüküm yok" dedi ve hepimizin beklentisini bir anda çöpe atıverdi?
Sahi, ne oldu?
Sebep, Valinin dediği o yasal dayanak mıydı? Felaketin ölçeğindeki devasa maliyetler hesaplanınca içinden mi çıkılamadı? Yoksa asıl sebep, verilen o sözün, seçimlerin yaklaştığı döneme denk gelmesi miydi? Bir şey söyleyin, "buydu sebep" deyin! "Yapamadık, bundan dolayı" ya da! Siz susunca susmuyor bizdekiler! Aksine, içimizde birikenler daha çok konuşuyor!
Ne oldu, bilmiyorum ama, olan oldu! Çok şey oldu! Çok yorulduk! Daha düne kadar hayata dair heybelerimiz hayallerimizle, planlarımızla, yapmak istediklerimizle doluyken, o heybeleri depremin enkazında kaybettik. Geri dönmek isteyenler, yükselen yeni şehrin içinde ne mahallesini bulabildi, ne komşusunu, ne aynı yerdeki evini! Şehrin her yerine dağıtılan yeni yaşamlardık artık. Güncellenen hayatlar... Güncellenirken, çok şeyini yitimiş hayatlar...
Göçtüğümüz kentlerde bir türlü kendimizi ait hissedemediğimiz hayatlar gibi!
Yeni normalimiz bu mu?
"NORMALLEŞTİNİZ" diyenlerin kastettiği şey bu mu?