Bir çiftçinin sabah ezanıyla başlayan mesaisi, akşam güneş batana kadar devam eder.

Yazın kavurucu sıcağında da, kışın ayazında da toprağını terk etmez. Çünkü bilir ki toprağa ne kadar emek verirse, karşılığını alacaktır.
Ama ne yazık ki artık öyle olmuyor...
Bugün sadece Hatay'da değil, Türkiye'nin dört bir yanında üretici aynı soruyu soruyor:
"Bu kadar emek veriyoruz da neden kazanamıyoruz?"
Sorun üretmek değil...
Sorun, ürettiğimiz ürünü değerinde satamamak.
Narenciyemiz dünyanın en kaliteli ürünleri arasında gösteriliyor. Portakalımızın, limonumuzun, mandalinamızın lezzeti tartışılmaz. Fakat hasat zamanı geldiğinde üreticinin yüzü gülmüyor. Bir yıl umutla yetiştirilen ürün, bazen maliyetini bile karşılamıyor.
Üretici fiyat belirleyemiyor. Aracı kazanıyor, market kazanıyor; ama toprağı işleyen insan çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor.
Tarım sadece ekmek ve biçmek değildir. Tarım; planlamadır, pazarlamadır, markalaşmadır ve güçlü bir organizasyondur.
Artık ürünümüzü sadece kasalarla satmayı değil, ona katma değer kazandırmayı konuşmalıyız. Meyve suyu, kurutulmuş ürünler, reçel, uçucu yağ ve ihracata yönelik markalar oluşturarak üreticimizin kazancını artırabiliriz.
Bunun yanında üretici birliklerinin güçlendirilmesi, kooperatiflerin etkin çalışması ve yeni ihracat pazarlarının oluşturulması da büyük önem taşıyor.
Çünkü tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir.
Çiftçi kazanırsa nakliyeci kazanır. Esnaf kazanır. Sanayici kazanır. İşçi kazanır. Şehir kazanır.
Kısacası ülke kazanır.
Bugün konuşmamız gereken şey sadece portakalın, limonun ya da mandalinanın fiyatı değildir.
Konuşmamız gereken, toprağını terk etmek zorunda kalan üreticidir.
Çünkü üretici toprağından vazgeçerse, yarın soframızdaki ekmeğin, meyvenin ve sebzenin de değeri değişir.
Fatma Nur KARAYİĞİT
Medya Danışmanı Hatay/ Dörtyol