Hatay Veteriner Hekimler Odası 18. Olağan Genel Kurulunda konuşan Başkan Yahya Hamurcu şunları ifade etti; “

Milletvekillerimiz, Hatay Barosu Başkanım, , Belediye Başkanım, Dekanım, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcım, Değerli Siyasi Parti Temsilcileri, Kıymetli Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yöneticileri, Değerli Meslek Odası Başkanlarımız, Saygıdeğer Akademisyenlerimiz, Basınımızın Değerli Mensupları ve Kıymetli Meslektaşlarım,
Hatay Veteriner Hekimler Odası 18. Olağan Genel Kurulu’na hoş geldiniz. Sizleri yönetim kurulu üyelerimiz ve şahsım adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum
Bugün burada yalnızca odamızın yeni dönemini ve mesleğimizin sorunlarını konuşmak için değil; ülkemizin üretim gücünü, hayvancılığımızın geleceğini, gıda güvenliğini, halk sağlığını ve veteriner hekimlik mesleğinin geleceğini konuşmak için bir aradayız.
Genel Kurulumuzun ilk gününün, tarihimizin en karanlık dönemlerinden birini hatırlatan 12 Eylül tarihine denk gelmesi de ayrıca anlamlıdır.
12 Eylül bize şunu bir kez daha hatırlatıyor:
Demokratik kitle örgütleri ve meslek odaları, yalnızca kendi meslek grubunun haklarını savunan yapılar değildir. Onlar aynı zamanda demokrasinin, hukukun, bilimin ve toplum yararının güvencesidir.
Hatay’da akademik meslek odaları yaklaşık 30 yıldır kentin sorunlarına duyarlı, ortak aklı ve dayanışmayı esas alan bir anlayış ortaya koymaktadır.
Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra bunun ne kadar önemli olduğunu hep birlikte gördük.
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden meslektaşlarımızı ve tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor; yakınlarına, sevenlerine ve milletimize sabırlar diliyorum.
Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu, yani HAMOK, deprem sonrasında kentin sorunlarının gündeme taşınmasında ve ortak mücadele kültürünün geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Hatay Veteriner Hekimler Odası olarak biz de HAMOK içerisindeki aktif ve sorumlu rolümüzü bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz.
Saygıdeğer Konuklar, Değerli Meslektaşlarım,
Bugün Türkiye hayvancılığı ciddi sorunlarla karşı karşıyadır.
Yıllardır uygulanan günü kurtarmaya yönelik ve ithalata dayalı politikalar, ne yazık ki sürdürülebilir bir üretim modelinin kurulmasını engellemiştir.
İthal hayvan ve et getirerek piyasadaki sorunları geçici olarak çözebilirsiniz.
Ama üreticiyi üretimden koparırsanız, yarının sorununu bugünden büyütmüş olursunuz.
Bizim ihtiyacımız ithalata bağımlı bir hayvancılık politikası değil; kendi kaynaklarına dayanan, planlı, sürdürülebilir ve üreticiyi koruyan bir sistemdir.
Yerli damızlık üretimi artırılmalı, yem maliyetleri düşürülmeli, meralar korunmalı, küçük aile işletmeleri desteklenmeli ve küçükbaş hayvancılığın önü açılmalıdır.
Özellikle süt üreticisinin artan yem maliyetleri karşısında ezilmesine artık izin verilmemelidir.
Süt-yem paritesi üreticiyi koruyacak sürdürülebilir bir seviyede tutulmalıdır.
Çünkü üreticiyi yaşatamazsak hayvancılığı, hayvancılığı yaşatamazsak gıda güvenliğimizi koruyamayız.
İthalat bir üretim politikası değil, ancak olağanüstü koşullarda başvurulabilecek geçici bir araç olmalıdır.
Biz veteriner hekimler olarak; üretici örgütlenmesinin güçlendirildiği, öngörülebilir fiyat politikalarının uygulandığı ve bilimsel verilerin esas alındığı bir ulusal hayvancılık politikası istiyoruz.
Bugün veteriner hizmetlerinin dağınık bir yapı içerisinde yürütülmesi, sahadaki koordinasyonu ve hızlı müdahaleyi zorlaştırmaktadır.
Ülkemizin hayvan hastalıklarıyla mücadele, zoonotik hastalıkların önlenmesi, hayvan refahının sağlanması, güvenilir gıda üretimi, hayvan ve toplum sağlığını güvence altına alabilmesi için merkezden taşraya kadar güçlü şekilde örgütlenmiş, veteriner hekimlerin karar alma süreçlerinde etkin olduğu bağımsız bir veteriner teşkilatına ihtiyaç vardır.
Tarım ve Orman Bakanlığında, Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatında ve veteriner hekime ihtiyaç duyulan diğer kamu kurumlarında yeterli kadro açılmalıdır.
Özellikle yaban hayatı sağlığı, rehabilitasyon, biyolojik çeşitliliğin korunması ve zoonotik hastalıklarla mücadelede veteriner hekimlerin rolü güçlendirilmelidir.
Veteriner hekim istihdamı bir tercih değil, toplum sağlığı açısından bir zorunluluktur.
Değerli Konuklar, Kıymetli Meslektaşlarım,
Veteriner hekimlik yalnızca hayvan sağlığından ibaret değildir.
Biz; halk sağlığının, gıda güvenliğinin, çevre sağlığının ve zoonotik hastalıklarla mücadelenin tam merkezindeyiz.
Bugün dünyada kabul gören “Tek Sağlık” yaklaşımının temel aktörlerinden biri veteriner hekimlerdir.
Bir hayvan hastalığını önlemek insan sağlığını korumaktır.
Gıda kaynaklı bir hastalığı önlemek toplum sağlığını korumaktır.
Zoonotik bir hastalığı kontrol altına almak salgını önlemektir.
Ancak mesleğimizin üstlendiği bu stratejik sorumluluk ile sahip olduğumuz özlük hakları arasında ciddi bir uyumsuzluk vardır.
Veteriner hekimler sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu nedenle veteriner hekimler Sağlık Hizmetleri Sınıfı içerisinde açık ve eşit şekilde tanımlanmalı, sağlık çalışanlarına tanınan mali ve sosyal haklardan veteriner hekimlerde yararlanmalıdır.
Mesleğimizin taşıdığı biyolojik, kimyasal, fiziksel ve zoonotik riskler dikkate alınarak fiili hizmet süresi zammı, yani yıpranma payı, veteriner hekimleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Özellikle laboratuvarlarda ve yüksek riskli alanlarda çalışan meslektaşlarımız bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Arazi tazminatı, büyük proje tazminatı, ek gösterge, görev tazminatları ve emekliliğe yansıyan mali haklardaki eşitsizlikler giderilmelidir.
Veteriner hekimler çalışırken de emeklilikte de mağdur edilmemelidir.
Bir başka önemli konu da sağlıkta şiddettir.
Veteriner hekimler de sağlık hizmeti sunmaktadır.
Kliniğimizde, sahada, belediyede, laboratuvarda, mezbahada veya kamu görevinde şiddete maruz kalabiliyoruz.
Bu nedenle veteriner hekimler sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti düzenleyen Sağlıkta Şiddet Yasası kapsamına alınmalıdır.
Bizlere yönelen şiddet yalnızca bir hekime değil, hayvan ve toplum sağlığına yönelmiş bir tehdittir.
Değerli Meslektaşlarım,
Elektronik reçete, İTS ve ATS uygulamalarında meslektaşlarımızın sahada ciddi sorunlar yaşadığı başlıklardan biridir.
Özellikle e-reçete, İTS ve ATS sistemleri sahadaki uygulamalarla örtüşmemekte; veteriner hekimleri hekimlikten uzaklaştırıp ağır bir bürokratik yük altında bırakmaktadır.
Bu sistemlerin sahadaki gerçeklere uygun, pratik ve hekimi mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi şarttır.
Eğer temel amaç gıda zincirine giren hayvanlarda kullanılan ilaçların ve kalıntıların takibi ise, sistemler öncelikle gıda değeri taşıyan hayvanlarda etkin ve işlevsel hale getirilmelidir.
Öte yandan asıl mücadele edilmesi gereken alanlardan biri de veteriner tıbbi ürünlerin kayıt dışı kullanımı, sahte ve kaçak ilaçların satışıdır.
İnternet siteleri, sosyal medya platformları ve yetkisiz satış noktalarında veteriner ilaçlarının kontrolsüz şekilde satılmasına artık izin verilmemelidir.
Veteriner ilacı veteriner hekimin denetiminden çıkarılırsa, bunun bedelini yalnızca meslektaşlarımız değil; hayvan sağlığı, halk sağlığı ve gıda güvenliği öder.
Değerli Katılımcılar,
Biz Hataylı veteriner hekimler olarak bütün bu sorunları, deprem gerçeğinin çok ağır koşulları altında yaşıyoruz
Hatay’daki serbest veteriner hekimlerimizi de ağır biçimde etkilemiş; iş yerlerinde bulunan ilaç, aşı ve tıbbi malzemelerin kaybı ciddi ekonomik mağduriyetlere yol açmıştır. Meslektaşlarımızın bir bölümü hâlen konteyner ve prefabrik yapılarda mesleki faaliyetlerini sürdürmekte ve yaşamlarını yeniden düzenlemeye çalışmaktadır. Bu nedenle, mevcut geçici ruhsatların en azından 2027 yılı sonuna kadar geçerli kılınması için gerekli yasal/idari düzenlemelerin yapılması talebimizi bir kez daha güçlü şekilde ifade ediyoruz.
Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi bizim için en önemli bilim yuvasıdır.
Odamız ile fakültemiz arasındaki mevcut güçlü iş birliğini daha da geliştirmek ve sahaya daha fazla taşımak zorundayız.
Genç meslektaşlarımızın amfide öğrendikleri bilgileri klinikte, çiftlikte, mezbahada, laboratuvarda ve gıda tesislerinde uygulayarak yetişmeleri için odamızın bütün imkanlarını seferber etmeliyiz.
Gençlerimize yalnızca diploma değil, güvenceli bir gelecek sunmak için Üniversite, oda, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğini daha da güçlendirmeliyiz.
Çünkü gençliğini kaybeden bir mesleğin geleceği olamaz.
Bu nedenle veteriner fakültelerinin kontenjanları ülkenin gerçek ihtiyacına göre yeniden planlanmalı; başarı sıralaması ve eğitim standartları yeniden değerlendirilmelidir.
Yeterli akademik kadrosu, laboratuvarı ve uygulama altyapısı olmayan fakültelerin eğitim faaliyetleri mutlaka bilimsel ölçütlerle değerlendirilmeli ve yetersiz olanlar kapatılmalıdır.
İntörnlük ve staj uygulamaları güçlendirilmeli, uygulamalı eğitim artırılmalı ve Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Sistemi hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.
Kentimizin önemli gündemlerinden biri de sahipsiz hayvanlardır.
Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin Belen Çakallı’daki bakımevi girişimini kıymetli buluyoruz. Ancak tesisler tek başına çözüm değildir.
Bünyelerinde veteriner işleri müdürlükleri olmayan İlçe belediyeleri veteriner işleri müdürlüklerini oluşturulmalı, yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmeli ve bu müdürlüklerin başında veteriner hekimler bulunmalıdır. Yeterli personel ve teknik altyapı sağlanmadan sahipsiz hayvan sorununu kalıcı olarak çözmek mümkün değildir. Hayvan refahı ile toplum sağlığını karşı karşıya getirmeden; bilimsel, hukuka uygun ve sürdürülebilir politikalar geliştirmek zorundayız. Bu konuda da meslek odamız sorumluluktan kaçmayacak her zaman çözümün bir parçası olmaya çalışacaktır.
Kıymetli konuklar, Sevgili Meslektaşlarım,
Depremi yaşadık. Ekonomik krizleri gördük. İş yerlerimizi kaybettik. Çok büyük acılar yaşadık. Şehrimizi terk etmedik buradayız. Ayaktayız. Çünkü bu kentin umudu var. Bu mesleğin birikimi var. Bizlerin söyleyecek sözü ve yapacak çok işi var. Bizim mücadelemiz yalnızca veteriner hekimlerin ekonomik hakları için değildir. Bizim mücadelemiz; hayvan sağlığı, insan sağlığı, güvenilir gıda, üretici, genç meslektaşlarımız, meslek onurumuz ve Hatay için verilen bir mücadeledir.
Biz bilimden, Üretimden, Emekten, Hukuktan ve demokrasiden yana olacağız. Ve mesleğimizin hak ettiği saygınlığı kazanması için mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Hatay Veteriner Hekimler Odası olarak bundan sonra da meslektaşlarımızın sorunlarını yalnızca dile getiren değil, çözüm için mücadele eden, gerektiğinde itiraz eden, gerektiğinde yol gösteren ve meslektaşlarımızın yanında duran bir anlayışla çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
18. Olağan Genel Kurulumuzun mesleğimize, odamıza, meslektaşlarımıza ve Hatay'ımıza hayırlı olmasını diliyorum.”