Eğitimin temeli nerededir diye sorsalar, çoğumuzun aklına ilkokul, hatta lise gelir. Oysa işin aslı çok daha erken başlar. Bir çocuğun hayal kurmayı öğrendiği, merak etmeyi içselleştirdiği, ilk kez “ben yapabilirim” duygusunu tattığı yer okul öncesidir. İşte tam da bu yüzden, bugün okul öncesi eğitime yapılan her yatırım aslında geleceğe atılan en sağlam adımdır.

Eskiden “oyun çağı” deyip geçilen o yıllar, artık bilimle, sanatla ve üretimle iç içe. Çocuklar yalnızca boyama yapmıyor; düşünüyor, tasarlıyor, sorguluyor. Kimi zaman bir geri dönüşüm projesiyle çevre bilinci kazanıyor, kimi zaman küçük bir robotik çalışmayla teknolojiye dokunuyor. Daha hayatın başında sosyal sorumlulukla tanışıyor, paylaşmayı ve birlikte üretmeyi öğreniyorlar.
Bu dönüşümün somut örneklerinden biri de Ecemsu Anaokulu. Sıradan bir eğitim anlayışının ötesine geçen bu kurum, çocukları sadece bugüne değil, yarına hazırlıyor. Geçtiğimiz yıl Antalya’da düzenlenen School Art Competition Uluslararası Sanat Yarışması’nda STEM+Art kategorisinde elde edilen Türkiye birinciliği, aslında bu vizyonun bir yansımasıydı.
Bu yıl gelen başarılar ise artık bir tesadüften söz edilemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. “Geleceğin Yeşil ve Akıllı Şehri” projesiyle Türkiye birinciliği, “Akıllı Tarım ve Sürdürülebilir Gelecek Şehri” projesiyle Türkiye üçüncülüğü… Bunlar sadece dereceler değil; doğaya duyarlı, teknolojiyle barışık, çözüm üreten bireylerin yetiştiğinin göstergesi.
Dahası, bu başarıların sınırları Türkiye ile de kalacak gibi görünmüyor. Gözler şimdi İspanya’da elde edilmesi beklenen uluslararası sonuçlarda. Eğer aynı azim ve vizyonla devam ederlerse, bu çocukların adını dünya sahnesinde duymamız hiç de sürpriz olmayacak.
Elbette bu başarının arkasında güçlü bir irade ve doğru bir eğitim yaklaşımı var. Kurucu Müdür Fatma Oduncu ve deneyimli eğitim kadrosu, çocuklara sadece bilgi değil; özgüven, sorumluluk ve hayal gücü kazandırıyor. Belki de en kıymetlisi bu…
Bugün bu başarıları konuşuyoruz ama asıl mesele yarın. Çünkü bu çocuklar büyüdüğünde; şehirleri tasarlayan, doğayı koruyan, teknolojiyi insanlık için kullanan bireyler olacak. Ve biz o zaman dönüp diyeceğiz ki: “Her şey o küçük sınıflarda başlamıştı.”
Kısacası…
Zamane çocukları gerçekten şanslı. Ama daha önemlisi, onları doğru yönlendiren eğitimciler sayesinde bu şansı değere dönüştürebiliyorlar. Bizlere de bu güzel tabloyu görmek ve emeği geçenleri gönülden alkışlamak düşüyor.