Hatay'da son yıllarda su seviyesindeki düşüşle gündeme gelen Amik Gölü, son yağışlarla önemli ölçüde yükseldi. Ancak havaların ısınmaya başlamasıyla göl çevresinde bazı alanlarda sular çekildi. Bu bölgelerdeki yüzlerce balığın yaşamını yitirmesi çevre gönüllülerini derinden üzdü. Kuruyan göletlerde oksijensiz kalan balıkların toplu şekilde telef olduğu görüntüler, sulak alanların korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Geçmiş yıllarda su seviyesinin azalmasıyla birlikte gölcüklerde mahsur kalan balıklar, Hatay Tabiatı Koruma Derneği yöneticileri ve üyeleri tarafından özenle toplanarak daha derin ve yaşama elverişli alanlara taşınarak kurtarılıyordu. Ancak bu yıl yaşanan imkânsızlıklar nedeniyle benzer bir çalışma gerçekleştirilemedi. Çevreciler, yeterli destek sağlanamaması nedeniyle çok sayıda balığın doğal yaşamını sürdüremediğini belirtti. 
Hatay Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, Amik Gölü'nde yaşanan manzaranın yalnızca balık ölümleriyle sınırlı olmadığını belirterek, "Kuruyan sulak alanlarda yaşanan her kayıp, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin de zayıfladığı anlamına geliyor. Sulak alanların korunması, su kaynaklarının doğru yönetilmesi ve ekosistemin sürdürülebilirliği daha kapsamlı önlemler alması gerekiyor. Bugün kaybettiğimiz sadece balıklar değil, doğanın dengesidir" dedi.
Öte yandan kentte son dönemde düzenlenen sosyal etkinliklere yönelik yapılan eleştirileri de değerlendiren Öğünç, deprem sonrası normalleşme sürecinde sosyal yaşamın yeniden canlandırılmasının önemine dikkat çekti.
Depremin ardından yeniden yapılanma çalışmalarının devam ettiği Hatay'da spor, kültür, sanat ve doğa etkinliklerinin toplumun moral ve motivasyonuna önemli katkı sunduğu ifade eden Öğünç, bu etkinliklerin gereksiz olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Başkan Öğünç, "Deprem sonrası yalnızca binaları değil, insanların umutlarını ve sosyal hayatını da yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Çocukların, gençlerin ve ailelerin doğayla, sporla ve kültürel faaliyetlerle yeniden buluşması toplumun iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Güçlü bir Hatay ancak insanıyla, doğasıyla ve ortak yaşam kültürüyle yeniden ayağa kalkabilir" ifadelerini kullandı.