Toprak Seni İncitmesin Sinan..
Takvimler yine 15 Şubat’ı gösterdiğinde, içimizdeki sızı bir kez daha tazelenecek..
Tam bir yıl oldu…
Ama bazı gidişler zamana karışmaz; eksikliği her gün yeniden hissedilir.
Sinan Seyfittinoğlu…
Genç bir meslektaş, ama yüreği yılların sorumluluğunu taşıyacak kadar olgun bir gazeteciydi.
Gazetecilik onun için bir iş değil, bir emanetti.
Antakya Gazetesi ise sadece bir yayın organı değil; babasından devraldığı bir bayrak, bir miras, bir namustu. O bayrağı taşırken ne yorulduğunu gösterdi ne de yükünden şikâyet etti. Aksine, o sorumluluk onu büyüttü; olgunlaştırdı, mütevazı kıldı.
Yaşça bizden küçüktü belki…
Ama mesleki birikimi, sağduyusu ve çözüm üretme kabiliyetiyle çoğu zaman yol gösteren bir isimdi. Tartışmaların ortasında hep sükûneti temsil etti. Kırgınlıkların arasında köprü oldu. Arabulucu kimliğiyle mesleğin saygınlığına zarar gelmesin diye çabaladı.
Doğru bildiğini yazmaktan geri durmadı.
Kalemini hiçbir zaman ticarileştirmedi. Eğmedi, bükmedi, pazarlık konusu yapmadı.
Dik durdu… Hem de kimseyi kırmadan.
Çünkü o dinlemeyi bilirdi. Farklı görüşlere saygı duyar, kimseyi ötekileştirmezdi. Antakya’nın ortak akılla büyümesi gerektiğine inanırdı. Bu yüzden sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmek için çaba gösterir, şehrin geleceği adına fikir üretir, taşın altına elini koymaktan çekinmezdi.
Antakya sevdası onda bir söz değil, bir yaşam biçimiydi.
Bu kadim şehrin tarihini, kültürünü, çok sesliliğini korumayı görev bilirdi. Hele ki zor zamanlarda, Antakya’nın ayağa kalkması için daha fazla çalışır, daha fazla üretirdi.
Belki de en kıymetlisi şuydu;
Bu dünyadan kimseyi incitmeden geçti.
Ardında kırgınlık değil, güzel hatıralar bıraktı.
Gürültü değil, iz bıraktı.
15 Şubat…
Sevenleri için hâlâ en acı tarihlerden biri.
Ama aynı zamanda; dürüstlüğün, mütevazılığın ve meslek onurunun da hatırlandığı bir gün.
Antakya sevdalısı, Antakya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Sinan Seyfittinoğlu’nu bir kez daha saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz.
Mekânın cennet olsun Sinan…
Toprak seni incitmesin.