İçerideki AKP Suskun Da... Dışarıdaki AKP Konuşuyor!
Yok, bu “Türkiye’de ya da yurt dışında” durumu değil. AKP kökenli (milletvekili, bakan, kurucu ya da üst düzey yönetici düzeyinde) olup da şu anda başka partilerde aktif siyaset yapan ve eski partilerine yönelik ciddi, açık muhalefet eden isimlerden bahsediyorum.
Mesela,
...Turhan Çömez, Hüseyin Çelik, Suat Kılıç gibi!
Açıkçası, Hatay'ın uzun yıllar Milletvekilliğini yapan, yeni dönemin Ankara Milletvekili Sadullah Ergin'i de bu listeye koymak isterdim, ki onun bu konudaki heybesinin de ağzına kadar, hatta taşacak kadar dolu olduğunu düşünüyorum, ama genel anlamda çok muhalif bir duruş göstermekten çok, ara ara "BURADAYIM" diyen biri. O yüzden de onu diğerlerinden uzak bir köşeye, sakin muhalefet siyaset köşesinde bırakalım!
Haklısınız,
...2011-2013 arası Adalet Bakanı olan Ergin; Ergenekon, Balyoz gibi FETÖ kumpaslarının zirve yaptığı bir dönemde yargıdan sorumlu isimdi, hatta o dönemi en fazla konuşabileceklerden de biriydi ama, susan birini "NİYE SUSUYORSUN" diye eleştirmek de bir yere kadar!
Onu diğerlerinden birkaç adım geride tutan sebeplerden biri de Ali Babacan ve DEVA Partisi’nin siyaset tarzı aslında. Ne Babacan'ın ne de Partisinin muhalefet şekli, AKP ile kıyasıya bir DÜN hesaplaşması değil, ama bugün üzerinden siyaset oluşturma çabası. "Bu siyaset çizgisi mi Sadullah Ergin'i durduruyor" diye sorarsanız eğer; bence değil! Bu bir tercih...
O zaman eldeki diğer isimlerden devam edelim...
AK Parti'nin "tek adam partisine dönüştüğünü" ve "kendini restore edemeyeceğini" savunarak, "Türk tipi başkanlık sistemi"ni sert bir şekilde eleştiren, partinin kurucularından, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bence bu başlıktaki önemli isimlerden biri. Herhangi bir partiye mensup değil, ama susmuyor! Heybesi dolu, ama etrafa döke saça ilerlemiyor!
Açıkçası, o heybelerde olup da gün yüzü görmeyen çok şeyin olduğunu düşünenlerdenim. Paylaşılanların bir çoğunun da "BİLDİĞİMİ BİLSİNLER" tadında konuşulanlar olduğunu ve "BİR KONUŞURSAM..." uyarısı verip, karşılıklı her iki tarafa da garip bir dokunulmazlık alanı yarattığını da!
Turhan Çömez mi? Sanırım, AK Parti noktasında onun kadar araştırma yapan, ortaya bilgi (iddia) koyan ve hiç bir zaman da bu konumundan geri adım atmayan en cesur isim! Eski bir AKP Milletvekili olması değil, onun bugünkü konumunu ilginç kılan, ama bir dönem Erdoğan'ın doktoru olması, ona ve çevresine çok yakın bir isim olması...
AKP'de Grup Başkanvekilliği ile Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi önemli görevler üstlenen Suat Kılıç ise bugün Yeniden Refah Partisi’nde benzer bir muhalif çizgi izliyor. Ama üslubu daha yumuşak. AKP’nin açıklarını aramak ya da geçmişte biriktirdiklerini eski partisine karşı kullanmak yerine, mevcut politikaları eleştiriyor.
Tabii bir de AKP’den kopup kendi partilerini kuranlar var: Ali Babacan (DEVA Partisi) ve Ahmet Davutoğlu (Gelecek Partisi)! Açıkçası, ne kadar muhalif gibi görünseler de, eski partilerini hala BABA OCAĞI statüsünden çıkartamayan ve Erdoğan söz konusu olduğunda da onun liderlik etkisinden çok da kopamadıkları belli olan iki isim, Babacan da Davutoğlu da!
Bu arada, DEVA ve Gelecek Partileri bünyesinde, çok sayıda eski AKP Milletvekili de var, yanlış mıyım? Onlar, diğer isimler gibi konuşanlardan değil, o yüzden bugünkü listemizde olmayanlar!
Aslına bakarsanız,
...bugünün Türkiye'sinde yaşanan onca yoksulluk, yokluk, pahalılık, geçim derdi, demokratik engeller, politize edilmiş İslam, gazetecilere yönelik baskılar, YANDAŞ kimliğinde kimliksizleştirilen medya, yorgun düşen adalet, DEM ve CHP noktasında adeta sarmaşık gibi etrafı saran kayyum gerçeği gibi çok ciddi bir kalabalıkla kuşatılmış olsak da, hele ki AKP dışındaki eski AKP'lilerin bu kalabalığa kendi kalabalıklarıyla eklediği sert muhalefete rağmen, "BUGÜN SEÇİM YAPILSA..." diye başlayan anketlerde, AKP'nin hala CHP ile başa baş gitmesini analiz etmeye ve anlamaya çalışıyorum, ama işin içinden çıkamıyorum.
Erdoğan'ın, Türkiye siyasetini yönetme biçiminin ve seçmeni okuma başarısının bir sonucu olan bu durumun 2028 finalini, CHP'de yaşananlar ve olası yaşanabilecekler noktasında, açık ve net, endişeyle izliyorum.
Sanırım, eski AKP'lilerin muhalif çizgisini, kendi içindeki güç savaşı yüzünden uzaktan izleyen CHP faktörü, o endişeyi derinleştiren asıl unsur.
Peki, 2028 öncesi, kim kimi TUŞ eder?
Özgür Özel ve ekibi mi, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi mi?
Bence bunun cevabını, Erdoğan karşısında en deneyimli (!) isim versin!
Ne dersiniz, Sayın Kılıçdaroğlu?