İnsan Hakları Derneği (İHD) İskenderun Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamı'nın yıl dönümünde bir basın açıklaması düzenledi.Basın Açıklamasına İnsan Hakları savunucuları,Emek ve Demokrasi Platformu katıldı. Açıklamayı İskenderun İHD

Şube Sekreteri Mustafa Şevket Anlar okudu.
Açıklamasında kamuoyuna şunları ifade etti:
ARALIK AYI İÇERİSİNDE HALKLARIN YÜREĞİNİ KANATAN MARAŞ VE ROBOSKİ KATLİAMLARI YAŞANMIŞTIR !
Aralık ayı içerisinde halkların yüreğini kanatan,
19- 26 Aralık Maraş, ve 28 Aralık Roboski katliamları yaşanmıştır. Her birinin topluma ve insanlığa saldırı olduğu kesin olan bu katliamların failleri korunmuş ve korunmaya devam edilmektedir.
Maraş Katliamının üzerinden 47 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamında resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı. Katliamın bitmesi ile birlikte aynı gün 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Katliamdan sonra Aleviler Maraş’tan göç etmeye başladı ve böylece demografik yapı ile oynandı. Yapılan yargılamada verilen tüm cezalar Yargıtay tarafından bozuldu. Daha sonra yargılamalar uzatıldı ve çok az kişiye hafif cezalar verilerek dava dosyası kapatıldı. Maraş’da yaşananlarla ilgili yüzlerce tanığın olması suçluların ortaya çıkarılarak hak ettikleri cezaları almalarına yetmedi.
28 Aralık 2011 Roboski Katliamı. Roboski’de 17 si çocuk olmak üzere 34 sivil Kürt yurttaş, sınır hattında savaş uçakları ile bombalanarak katledildi. Tarihin sayfalarına kanlı bir katliam olarak geçen bu saldırının üzerinden tam 14 yıl geçti. Anlatmak için kavram bulmakta zorlandığımız bu katliamın failleri, aradan geçen on dört yıla rağmen hala ortaya çıkarılmadı. Devlet aklı ve siyasal iktidar, katliamın faillerini sır gibi sakladı. Açılan soruşturmalarla katliamın failleri askeri yargı organlarına havale edilerek korunmaya çalışıldı. Etkin bir soruşturma olmadığı gün gibi ortada olan bu süreçten elbette, adalet çıkması beklenemezdi.
Yaşamını yitiren 34 Kürt yurttaşın katledilmesinin failleri ve sorumlular ortaya çıkarılıp yargılanmadıkça da, bu acı hiç dinmeyecek, unutulmayacak"dedi".
Toplumsal barışın yolu geçmişi gizlemeden gerçek bir yüzleşme ve hakikati sağlamakla tesis edilebilir. Bu olayların ve bütün katliamların aydınlatılması için gerekli hukuksal düzenlemenin yapılması gerekir. Yaşanan bu katliamların aydınlatılmamasının yeni katliamların habercisi olduğunu bu ülkede yaşayanlar çoktan öğrendi.
Bu ülkede ötekileştirilenler birleşerek, acılarını ortaklaştırarak adaleti hep birlikte sağlayacaklar. Ne katliamların üstünü örtmenize, ne de failleri korumanıza müsaade etmeyecekler. Bu ülkede egemen olanlar kadar hak sahibi ve eşit yurttaşlar olana kadar mücadeleye devam edecekler.
Türkiye’de yakın tarihte yaşanan katliamların aydınlatılması ve toplumsal barışın inşa edilebilmesi için ‘Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulmalı, geçmiş ile yüzleşme sağlanmalıdır. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz, adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz"dedi".