Ankara Barosu’nun 14. Uluslararası Hukuk Kurultayı’nda konuşan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş , “Türkiye’de 12 bini aşkın gazeteci basın özgürlüğünü engelleyen politikalar nedeniyle işsiz kalmıştır. 1000’i aşkın gazeteci tutuklanmıştır. Şu anda 10 gazeteci cezaevindedir. Sektörde ne yazık ki Sendikalaşma oranı yüzde 13’ü geçmemektedir” dedi.

Ankara Barosu 14. Uluslararası Hukuk Kurultayı 9 Ocak -11 Ocak 2026 tarihleri arasında Ankara'da TBB Litai Otel'de yapıldı. Hukuk Kurultayında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle İfade Özgürlüğü ve Dijital Haklar başlıklı bir oturum da düzenlendi. Oturumun başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş üstlendi. Toplantıda gazeteciler Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ile akademisyen Can Öztaş ve Varşova Barosu'ndan Av. Katarzyna Okonek konuşmacı olarak yer aldı. 
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş oturumda yaptığı konuşmada “Gazetecilik, evrensel meslek ilkeleri çerçevesinde kamuyu bilgilendirme, gerçeği ortaya çıkarma ve iktidar odaklarını denetleme görevini yerine getirir. Bu yönüyle gazetecilik, yalnızca bir meslek değil, kamusal bir hizmettir. Eleştirel ve bağımsız gazetecilik, demokratik toplumların sağlıklı işlemesinin ön koşuludur” dedi. Gazetecilerin “suçlu”, “tehdit unsuru” ya da “hedef” olarak gösterilmesinin; mesleğin evrensel etik değerleriyle ve basın özgürlüğü anlayışıyla bağdaşmadığına dikkat çeken Güneş, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti:
“Türkiye’de 12 bini aşkın gazeteci basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engelleyen politikalar nedeniyle işsiz kalmıştır. 1000’i aşkın gazeteci tutuklanmıştır. Şu anda 10 gazeteci cezaevindedir. İletişim fakültesi mezunlarının ancak yüzde 20’si sektörde iş bulabilmektedir. Sendikalaşma oranı yüzde 13’ü geçmemektedir. İktidar Basın İş Yasası’nın genel iş yasasına katılmasını yıllardır gündeme getirmektedir. Haber üretiminin kriminalize edilmesi, yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını da doğrudan zedelemektedir. Son yıllarda medya kuruluşlarına kayyum atanması uygulamaları, basın özgürlüğü ve medya bağımsızlığı açısından ciddi kaygılara yol açmaktadır. İlan kesintileri, ağır para cezaları ve yayın durdurma yaptırımları, yalnızca medya kuruluşlarını değil, bu kuruluşlarda çalışan gazetecilerin iş ve geçim güvencesini de tehdit etmektedir. Ayrıca gazetecilerin dijital hakları da uluslararası platfomlar tarafından sömürülmektedir. Bu yüzden gazetecileri koruyacak dijital telif yasasının düzenlenmesi önemlidir. Biz TGC olarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dayanışmanın ve mücadelenin günüdür. Ayrıca demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri etrafında ortak bir iradenin ortaya konduğu bir gün olmalıdır. Biz bu ülkede demokrasinin yeşerebilmesi için gazetecilere yönelik haksız gözaltı ve tutukluluk uygulamalarından vazgeçilmesini, meslektaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını istiyoruz.”