Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremler, Antakya’da büyük bir yıkıma neden olurken; şehir yalnızca binalarını değil, sokaklarına ruh katan sanat eserlerini de kaybetti. Antakya’nın birçok noktasını süsleyen ve kentin kimliğini yansıtan duvar resimleri bugün artık yerinde yok.

Eski bir Antakya evinin duvarında, dar bir sokakta, bir kafede ya da Tarihi Uzun Çarşı’nın tarihi yapılarında faaliyet gösteren iş yerlerinde hayat bulan bu eserler; Kuşbakışı Antakya, Tarihi Meclis Binası, Taş Köprü, Eski Antakya sokakları, Habib-i Neccar Camii ve sırtında güğümüyle meyan şerbeti satan usta gibi kentin simgelerini ölümsüzleştiriyordu. Ne yazık ki bu muhteşem çalışmalar, bugün yalnızca Ressam Osman Nar’ın fotoğraf arşivinde yaşamını sürdürüyor.
Ancak Antakya’nın sanatı da umudu da tükenmiş değil. Yeniden ayağa kalkmaya başlayan şehirde, duvar resimleriyle Antakya’nın belleğini yeniden canlandırmak için Ressam Osman Nar bir kez daha kolları sıvadı. Kısa süre içerisinde tamamlanması planlanan yeni çalışmalar, Antakya sokaklarına yeniden renk katmayı, kentin geçmişine ise yeniden nefes olmayı amaçlıyor.
1980 yılından bu yana resim sanatıyla iç içe olduğunu ifade eden Ressam Osman Nar, duygularını şu sözlerle dile getirdi:“Şehrimizin birçok noktasında duvar resimlerim vardı. Büyük bir titizlikle yaptığım eserlerimde genellikle Antakya temalarını işledim. Bunun yanı sıra, gelen talepler doğrultusunda doğa resimleri de yaptım. Antakya’mız yeniden ayağa kalkıyor ve ben de duvar resimlerim için yeniden kolları sıvadım. Yine birbirinden güzel Antakya temalarını şehrimizin duvarlarına taşımaya devam edeceğim. Rabbim, bir daha hiç kimseye böyle felaketler yaşatmasın.”
Antakya, sanatla iyileşiyor; duvarlar bir kez daha hikâye anlatmaya hazırlanıyor.