Rölyef sanatçısı Nadya Zateri’nin 3 Boyutlu Kaat-ı sanatıyla hayat verdiği eserler, görenleri kendine hayran bırakıyor. Ancak bu çalışmalar arasında biri var ki, sanatçı için yalnızca bir sanat eseri değil; kaybettiklerine açılan duygusal bir kapı.

Zateri, “Asrın felaketi” olarak anılan 6 Şubat depreminden önce yaşadığı evinin birebir benzerini, ince ince işlediği 3 Boyutlu Kaat-ı tekniğiyle tasvir etmişti. Bu özel çalışmayı en çok beğenen kişi ise babası olmuş, “Kızım, bu eseri ben satın alayım; evimizin duvarında hep dursun” diyerek sevgisini dile getirmişti. Ne var ki sanatçı, depremden üç ay önce babasını kaybetti. Bu kaybın ardından eserine daha da büyük bir özenle sahip çıkan Zateri, depremden yalnızca bir hafta önce çerçevesini değiştirmek için tabloyu evden çıkardı. Kısa süre sonra yaşanan depremde evleri yerle bir olunca, geriye geçmişinden kalan tek somut hatıra bu çalışma oldu.
Artık bu eser, bir sanat çalışmasının ötesinde; sanatçı için çocukluğuna, ailesine ve anılarına açılan sessiz bir pencere. Kaybettiği yuvasının özlemi dinmeyen Zateri, zaman zaman tablonun karşısında uzun süre duruyor. Buğulu gözlerle baktığı eser, ona sanki evinin kapısından içeri girip odalarında dolaştığı günleri yeniden yaşatıyor.
Kültür Sanat Çarşısı’ndaki mütevazı atölyesinde bu özel çalışmayı en görünür köşede sergileyen sanatçıya ziyaretçiler sık sık eserin satılık olup olmadığını soruyor. Zateri ise bu soruya hiç tereddüt etmeden cevap veriyor:“Onu asla satamam… Çünkü o sadece bir eser değil; benim evim, anılarım ve kalbimin bir parçası.”
Evinin minyatür benzerini yaparken büyük bir heyecan duyduğunu anlatan sanatçı, duygularını şu sözlerle ifade ediyor:“Evimin bir gün yerle bir olacağını nereden bilebilirdim… Maalesef herkes gibi ben de büyük acılar yaşadım. Allah kimseye bir daha yaşatmasın. Şimdi tabloma baktıkça; çocukluğumda bahçesinde koştuğum, gençliğimde penceresinden yağmuru izlediğim evimdeki tüm anılarım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor.”