Yazar Hakkında


Mehmet Çardak

m-cardak@windowslive.com

KADINBu yazı 138 kez okundu

Kadın, hayatın can damarıdır! Yaşam onunla daha zinde ve daha neşeli olur. Kadın, neslin devamı için olmazsa olmazımızdır.

Kadın, aslında küçük şeylerle mutlu olandır. O mutlu olunca etrafına huzur saçan bir kaynaktır.  Kadın, huzurun, güzelliğin parlayan yıldızıdır. Onsuz mutluluk eksiktir, yarımdır. Kadın, hayatın, erkeğin tamamlayıcısıdır. Tıpkı bir elmanın yarısı gibi…

Kadın, erkeğe emanet olarak takdim edilmiştir. İstismar edilmesi, gücünü aşan durumlarla karşı karşıya bırakılması hak ihlalidir. Kadın asla fıtratına ters hallerle muhatap edilmemelidir. Bu husus ‘kadın-erkek eşitliği’ çerçevesinde asla düşünülemez. Kadın, savunmasızdır, erkek gibi güçlü değildir, yenilir. Ama her şeyi de yüreğinin gücüyle kazanır. Bir kadın hayattır aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor; yemek yemek, su içmek bile…

Aslında kadını ‘zayıf cins’ olarak tanımlamak bir iftiradır ve erkeklerin kadınlara karşı yaptığı haksızlıktır. Eğer güçten kastedilen kaba kuvvet ise elbette kadınlar erkeklerden daha az vahşidir. Ancak güç eğer ahlaki bir güçse, o zaman kadınlar erkeklerden tarif edilemez derecede üstündür. Kadınlar, erkeklerden daha fedakâr, daha cefakâr, zorluklara çok daha fazla dayanan, daha cesur varlıklardır. Kadınlar olmadan erkekler olabilir mi? Kim bir kadından daha fazla gönüllere hitap edebilir?

Kadın ütopyadır. Dünyayı kurtaracak olan nesillerin doğmasını, büyümesini ve yetiştirilmesini sağlayan masmavi bir ütopyadır. Kadın annedir; üzülse de kırılmaz,  baştan aşağı merhametle donatılmıştır.

Kadın eştir, erkeğin arkada bıraktıklarını temizler, toplar. Kadın, toplumun kimyasıdır, vefasıdır, topraktır,  yağmurdur, okyanustur…

Kadın olmak, esasen erkeklerle uğraşmaktan ibaret olduğu için çok zor bir ticarettir. Kadınları anlatmaya kelimeler, anlamaya da ömürler yetmez. Kadın erkeği kılıçsız zapt edebilir, ipsiz bağlayabilir. Esasen kadınlar anlaşılmak için değil, yaşanmak içindir! Yaşanacak kadını bulanlar, anlamak için vakit kaybetmemelidir!

Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir. Aslında ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir. Kadın nazlıdır, kadın saklıdır, kadın ulaşılması zor olandır. Kadın gizlidir, kadın beklenendir. Ve bütün kadınlar bu yüzden özeldir.

Kadın kendi başına ne gül goncasıdır ne de diken! Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur. Kadınlar genellikle genç erkeklerin sevgilileri, orta yaşlı erkeklerin arkadaşları, yaşlı erkeklerin hasta bakıcıları olurlar. Ancak kadın, her ihtiyacını karşılayacak tek bir erkeği ister;  erkek ise, tek ihtiyacını karşılayacak her kadını…

Ve kadın asla unutmaz, sineye çeker; zamanı gelince, aynen iade eder! Dolayısıyla da kıskanmayan kadından hayır gelmez. Ayrıca hiçbir kadına yalnızlık yakışmaz ama eğer bir kadın yalnızsa, ya yüreğinden dumanı tüten bir ayrılığı ya da canından çok sevdiklerine ömrünü adadığı bir fedakârlığı vardır!

Kadının en çaresiz kaldığı an, gözyaşlarını kendi eliyle sildiği o andır.  Kadınlar beğendiği erkeğe değil, güvendiği erkeğe âşık olurlar. Aslında bir kadın, anne olana kadar çocuktur.

Hıçkırarak ağlayan bir kadının gözyaşları, ağlatan adamın başına geleceklerin altına atılacak imzadır. Çünkü güçlü bir ruha ve yaradılışa sahip kadınlar hele ki tutkuluysalar başka türlü ve acımasızca severler. Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler.

Aslında kadınların iki büyük silahı vardır: Makyaj ve gözyaşı. Ancak erkeklerin şansına ikisine aynı anda kullanamazlar. Ve kadınlar yalanı sevmez, yalancıyı severler. Ne ilginçtir ki, sağır bir kocayla kör bir kadın mutlu bir çifttir.

Bir erkek bir kadınla ancak onu sevmediği sürece mutlu olabilir! Kadınlar zayıftır ama analar kuvvetlidir. Havayı geldiği gibi, rüzgârı estiği gibi, kadını da olduğu gibi kabul etmek gerekir.

 KADINA YÖNELİK ŞİDDET

 Türkiye’de derin bir mutsuzluk var! Emine Bulut cinayeti toplumun yüreğine kâbus gibi çökmüştür. Türkiye’nin dört bir yanından protestolar hâlâ devam ediyor. Kadınlar ellerinde pankartlarla “Durdurun bu cinayetleri, yeter artık kadınlar ölmesin” diye haykırıyorlar.

Üzülerek belirtmeliyim ki, son 11 yılda 2 bin 975 kadın öldürülmüştür. Yine son 11 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 1500’lük bir artış yaşanmıştır. Türkiye’de her 10 kadından 4’ü şiddet görmektedir. Nüfusun yarısı kadın olan Türkiye’de şiddetle karşı karşıya kalan kadın sayısı 14 milyona dayanmıştır. Kadın-erkek eşitliğinde 134 ülke arasında 126’ncı sırada kalan kadınlarımız, ekonomik hayata katılım ve fırsat eşitliğinde 134 ülke arasında 131’inci sıradadır.

Bu yılın ilk 7 ayında tam 245 kadınımız, sevgili, nişanlı ve koca kurbanı olmuştur. Oysaki bir ülkenin geleceğini kadınlar belirler. Kadını yok sayan bir zihniyetin sonu hüsrandır, acı bir yıkımdır!

Kadına şiddet ve saldırganlık, düşünmeye önem vermeyen, muhakeme ile değil içgüdüleriyle hareket eden erkeklerin yöntemidir. Aslında erkeğe vurmak değil, vurulmak yakışır! Bir ülkede kadınlar şiddet görüyor ve öldürülüyorsa o ülkenin geleceği de ölüyor demektir. Türkiye’de artık ‘kadına şiddet’ düzeni değişmelidir. İyi insanların karşısına iyi insanlar çıkmalıdır. Biraz da kötüler yalnız kalmalıdır! 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Hatayın Çıkış Yolu
KADIN
Yasaklar yoksulluk ve yolsuzluklar
En Büyük Hazine Vurgunları
Bayramlar olsun ama
Akademik askerler
Gümrük Müşavirlerinin ODA Hikayesi
Gümrük Hizmetlerinde 2023 Hedefleri
AKP yıkılıyor yeter ki seçenek üretilsin
Halkçı Belediyecilik
Egemenlik milletindir
Türkiyeye efektif girişi serbest
HIZLI MENÜ

Üye Ol

Üye Girişi

Künye

Yayına Başlarken

Hatay’ da ‘Hatay Mahalli Haber’ ismiyle yayın yapan İnternet gazetesi  25 Şubat 2016 günü yayın hayatına başladı. Hatay Mahalli Haber internet gazetesinin sahibi Mithat Kalaycıoğlu, Hemen hemen bütün sektörleri etkileyen ‘teknoloji&rs (...Devamı)

BİZE ULAŞIN

Telefon:0532 631 06 11

Fax:

E-Posta: mikamithat58@hotmail.com