Yazar Hakkında


Mehmet Çardak

m-cardak@windowslive.com

Deprem öldürmez ihmal öldürürBu yazı 127 kez okundu

Merkezi üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999’da saat: 03,02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden tam 20 yıl geçmiştir. Kocaeli, Gölcük, Düzce, Sakarya, İstanbul ve Yalova’da büyük can ve mal kaybı ile yıkıma neden olan depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken on binlerce kişi yaralanmıştır.

Marmara Depremi’nden en çok etkilenen Kocaeli’nde 9 bin 477 kişi yaşamını yetirmiş, 9 bin 881 kişi yaralanmıştır.

Depremde 35 bin konut, 5 bin 770 işyeri yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür. 40 bin 757 konut, 6 bin 57 işyeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 işyeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçmiştir.

Türkiye, 17 ağustos 1999’daki yıkıcı depremin ardından ‘Deprem vergisi’ ile tanışmıştır. Verginin gerekçesi, ‘depremin büyük bir kamu finansman ihtiyacını ortaya çıkarması’ şeklindedir. Dönemin iktidarı, Marmara Bölgesi’nde meydana gelen ciddi boyutlardaki tahribatın ve zararın giderilerek hayatın mümkün olan en kısa sürede normale dönüştürülmesini amaçlamıştır. Bu düzenleme ile bir yandan depremde zarar gören yurttaşlarımızın yaraları sarılmaya çalışılacak, diğer yandan ekonomide yeni yapısal sorunlar üretilmeden bir süredir uygulanmakta olan ekonomik istikrar programının devamının sağlanması hedeflenmişti. Deprem Vergisi ile aynı zamanda toplumsal dayanışmanın hakiki bir örneği gerçekleştirilecekti.

Bu maksatlarla dönemin iktidarı ‘geçici’ diyerek cep telefonlarından vergi toplamıştır. 2002’den sonra bu vergi hem kalıcı olmuş,  hem de kapsamı genişletilmiştir.     Ancak geçici Deprem Vergisi’ni kalıcı hale getirenler, kentleri ve vatandaşları depreme hazır hale getirmemiştir.  

Son 20 yılda ‘Özel İletişim Vergisi’ adı altında 66 milyar 143 milyon lira vergi toplanmıştır ama depremin finansman ihtiyacını karşılamak için toplanan bu paralar, afete karşı alınacak önlemler yerine, amacı dışında kullanılmıştır. AKP iktidarı, 1999 Depremi’nden hiç ders almamıştır! Depremin finansmanı için toplanan vergiler ile okullar, hastaneler, hasarlı binalar güçlendirilmemiş ve tüm Türkiye’de deprem güvenliği sağlanmamıştır.  Aslında iktidar, depremin finansmanı için toplanan Deprem Vergisi’ni amacı dışında kullanmak suretiyle;  Marmara Bölgesi’ne de, İstanbul’a da, Türkiye’ye de ihanet etmiştir!

Oysaki vatandaşlardan toplanan Deprem Vergisi’nin depreme karşı hazırlık için harcanması gerekiyordu. Çünkü Deprem Vergisi’nin konusu depremdir. Depremde insanların canı söz konusudur. Nitekim geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Silivri açıklarında meydana gelen ve Kandilli Rasathanesi verileri ile 6, AFAD verileri ile 5.8 olarak duyurulan deprem büyük paniğe yol açmıştır. Şiddetli sarsıntıdan korkan insanlar sokağa dökülmüştür. Aslında 5.8’lik sarsıntı büyük depremin habercisidir. Ve özellikle de İstanbul büyük depreme hazır hale getirilmemiştir.

Aslında İstanbulluları korkutan sahile sıfır inşa edilen ayrıcalıklı yapılardır. Bugün ‘deprem tehlikesi var’ diyenlerin bu yapıların altında imzası bulunmaktadır. İstanbul’da deprem sonrası acil ihtiyaçlar ve barınma için oluşturulan 470 toplanma alanının 300’ü imara açılmıştır. Buralara alışveriş merkezleri, gökdelenler, lüks konutlar yapılmıştır. AKP iktidarı döneminde, İstanbul’da ne ağaç ne de bir karış alan bırakılmıştır.

Oysaki deprem sadece Türkiye’de meydana gelmiyor! Dünyanın diğer ülkelerinde de oluyor. Meselâ: deprem ve deprem güvenliği denince ilk akla gelen ülke Japonya’dır. Japonya’da devamlı deprem ve hatta tsunami oluyor. 8 büyüklüğünde, 9 büyüklüğünde depremler oluyor ama gökdelenleri ayakta duruyor, yıkılmıyor. Japonya’da devlet, deprem yaralarını sarmak için halkına ekstra vergi koymuyor. Çünkü Japonya’da depremde ilk kurtarılacak olan halktır. Türkiye’de ise, ilk kurtarılacak olan devlettir. Japonya’da devlet, halk için var! Türkiye’de  ise halk, devlet için….

Kim ne derse desin! Türkiye’de deprem öncesinde, deprem anında ve sonrasında halk ne yapacağını bilmiyor. Çünkü deprem konusunda halk eğitilmiyor, afet kültürü yok! Bu yüzden meydana gelen depremlerde en ufak bir sarsıntı panik yapıyor.

Elbette ki merkezi ve yerel yöneticiler depremin ne zaman olacağını bilemezler ama depreme hazırlık olarak neler yapılması gerektiğini biliyorlar. Deprem halkı bulmadan halk sağlam binalar bulmalıdır. Oysaki Türkiye’de ‘Kentsel Dönüşüm’, ‘Rantsal Dönüşüm’ haline gelmiştir. Deprem tahmin edilemez ancak önlem alınabilir. Büyük depreme karşı önlem almak ise, merkezi ve yerel yöneticilerin asli görevidir. Taş taş üstüne olsun, taş baş üstüne olmasın!

Üzülerek belirtmek isterim ki, 17 yıllık AKP iktidarı döneminde, 1999 Marmara Depremi sonrası yapılan tek deprem hazırlığı, cenaze namazı kıldıracak yüz binlerce imam yetiştirmek olmuştur. Ne acıdır ki, 1999 depreminin üzerinden 20 yıl geçmiş olmasına karşın,  hâlâ İstanbul’da 29 okul hasarlı ve eğitim yapılamaz haldedir. Bilmezler ki, bir ülkede yoksulluk ve yolsuzluk var ise, depremin adı ölümdür.

Ve dünya âlem biliyor ki Marmara Bölgesi’nde deprem ihtimali çok yüksek! Buna karşın, Marmara Bölgesi’ndeki kentlerimiz büyük depreme hazır değildir.

 GÜVENLİ BÖLGE

 1999 Marmara Depremi sonrasında 17 yıldır İstanbul’daki hasarlı binaları sağlamlaştırıp güvenli hale getiremeyen iktidar, Suriye’nin kuzeyinde 23,5 milyar Euro harcayıp 200 bin konut yapıp ‘Güvenli Bölge’ oluşturacakmış….

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda anlattığı güvenli bölge planının ayrıntıları da ortaya çıkmıştır. Plana göre, güvenli bölgede 1 milyon Suriyeli nüfus yerleştirilecek, 5 bin nüfuslu 140 adet köy ile 30 bin nüfuslu 10 ilçeden oluşan yerleşim alanı oluşturulacakmış…

Köylerin her birinde 100 metrekare 3+1 ev ile ahırdan oluşan bir konut inşa edilecek, ayrıca 2 camii, 16 derslikli 2 okul ve kapalı spor salonu da yapılacakmış…..

İlçelerin her birinde ise 100 metrekarelik 6 bin konut inşa edilecekmiş! Ayrıca 1 merkez cami, 10 mahalle camii, 16 derslikli 8 okul, 1 lise, 2 kapalı spor salonu, 1 küçük stat, sosyal tesisler ile hastaneler de yapılacakmış…

Her köyde bin konut, her ilçede 6 bin konut olmak üzere 200 bin konut yabancı fonlarla oluşturulacakmış….

Vah sahipsiz Türk vatandaşları vah! 1999’da Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremden bu güne kadar, 20 yıldır her gün deprem korkusu ile yaşayan milyonlarca Türk vatandaşının deprem güvenliğini sağlayamayan iktidar, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölgede 2 milyon Suriye vatandaşı için cennet vaat ediyor!

Hatırlatmakta fayda var: Bir devletin devam ve bekası kendi vatandaşlarının yaşaması ile mümkündür. Bir devleti kurmak için bin sene ister ama yıkmak için 7 ya da 8 büyüklüğünde bir deprem yeter! Ve bir devletin değeri hakkında verilecek karar, vatandaşlarına sağladığı fayda ile ölçülür…

Yazarın Diğer Yazıları
Türkiyenin siyasi geleceği
Deprem öldürmez ihmal öldürür
Sorunlarını çözmüş bir Türkiye
Türkiye yönetim modelini arıyor
Hatayın Çıkış Yolu
KADIN
Yasaklar yoksulluk ve yolsuzluklar
En Büyük Hazine Vurgunları
Bayramlar olsun ama
Akademik askerler
Gümrük Müşavirlerinin ODA Hikayesi
Gümrük Hizmetlerinde 2023 Hedefleri
HIZLI MENÜ

Üye Ol

Üye Girişi

Künye

Yayına Başlarken

Hatay’ da ‘Hatay Mahalli Haber’ ismiyle yayın yapan İnternet gazetesi  25 Şubat 2016 günü yayın hayatına başladı. Hatay Mahalli Haber internet gazetesinin sahibi Mithat Kalaycıoğlu, Hemen hemen bütün sektörleri etkileyen ‘teknoloji&rs (...Devamı)

BİZE ULAŞIN

Telefon:0532 631 06 11

Fax:

E-Posta: mikamithat58@hotmail.com